Yükleniyor
Whatsapp Hattımız
NurHasta Danışmanı
Whatsapp Hattımız

BEL FITIĞINDA SIK SORULAN SORULAR

1. Bel ağrıları sık karşılaşılan bir sorun mudur?
Bel ağrıları dünyada insanların hekime başvurmasına neden olan ikinci en sık yakınmadır. Tüm insanların %90’ı, hayatının bir döneminde kendisini kısa süreli de olsa çalışma yaşamından alıkoyacak bir bel ağrısıyla mutlaka karşılaşır.

2. Bel fıtığı nedir?
Omurgamız silindir biçimde 24 adet omurun üstüste birleşmesinden oluşur. Omurgamız vücudumuza şeklini verir ve dik durmamızı sağlar. Omurganın bel bölümü “lumbar bölge” olarak adlandırılır.  Omurganın bel bölgesinde 5 tane omur vardır. Hekimler bu omurları L1, L2, L3, L4 ve L5 olarak numaralandırırlar. Beş omur içeri doğru bir yaylanma oluşturacak biçimde dizilir. En alttaki L5 omuru omurgamızı “sakrum” adı  verilen, her iki kalça kemiğinin ortasında yer alan üçgen biçimli kemikle birleştirir. Bazı insanlarda bel bölgesinde 5 yerine 6 omur varolabilir. Bu durum bir sorun oluşturmaz.
Omurlar birbirinden “disk”lerle ayrılırlar. Diskler bir destek dokusu olan bağ dokusundan yapılmıştır. Destek dokularının vücudumuzdaki görevi ana hücreleri birarada tutmaktır. Destek dokularının büyük bölümü kollajen liflerden yapılmıştır. Bu liflerin sayesinde diskler gerilim ve basınçlara dayanma gücüne sahiptir.  

         

Disk başlıca iki bölümden oluşur. Süngere benzer bir yapısı olan merkez bölümüne ”çekirdek” anlamına gelen “nukleus” adı verilir. Süngere benzer, jelatin kıvamındaki çekirdek bölümünü tutan doku ise, çekirdeğin etrafını saran halka biçimindeki güçlü bağlardan oluşan “anulus” bölümüdür. Bağlar vücudumuzda genellikle kemikleri birbirine bağlayan güçlü yapılardır.
Sağlıklı bir disk omurgada tıpkı araba amortisörü gibi şok emici olarak çalışır. Disklerimiz omurgayı yerçekimine karşı korur. Aynı zamanda atlama, çekme, itme gibi güçlü hareketlerde omurgayı korur.
Fıtıklaşma diskin merkezindeki çekirdek dışarı doğru basınç yapmaya başladığında oluşur.  Çekirdek dış halkalara basınç yapar, halkaların bir bölümü çatlar ve disk dışarı doğru kabararak fıtıklaşır.  
 
Disk çekirdeğinin dışarı doğru kabarmasına bel fıtığı adı verilir. 

3. Bel fıtığına yol açan nedenler:
Atlama, zıplama, itme, çekme gibi günlük aktivitelerimiz sırasında diskin çekirdek bölümü dıştaki halkalara her zaman basınç yapmakla birlikte halkalar basınca karşı dirençlidir. Ancak anulus giderek yaşlanır, daha gevrek olmaya başlar va halkalarda çatlamalar ve yırtılmalar ortaya çıkar. Bu çatlayan ve yırtılan bölümleri vücut nedbe dokusuyla onarır. Bu süreç “dejenerasyon” olarak bilinir. Zamanla halkalar zayıflar ve çekirdek halkaların zayıf bölgesinden diskin tümüyle dışa doğru kabararak fıtıklaşmasına neden olur. Başlangıçta fıtıklaşma halkaların dışa kabarması biçimindedir. Sonuçta halkalar yırtılır ve çekirdek bölümü tümüyle dışarı fıtıklaşır. 
 

Günlük aktivitelerimizin etkileri ve yaşlanmayla birlikte halkaların gevrekleşmesi dışında aşırı kilo, egzersizden uzak yaşam, karın ve bel kaslarının zayıflığı gibi etmenler bel fıtığının önemli nedenleri arasındadır. Ayrıca tam kanıtlanmamış olmakla birlikte ailevi yatkınlıktan da sözedilebilir. 
Eğilme, bükülme ve çekip itme gibi şiddetli ve tekrarlayıcı hareketler diskin şok emici çekirdek bölümü üzerinde normalin dışında bir basınç artışına neden olabilirler. Basınçtaki artış yeterli seviyede olursa halkaları zedeleyerek fıtıklaşmaya neden olabilir.
Halkalarda ya da çekirdekte herhangibir dejenerasyon olmaksızın ani travmalarda da disk fıtıklaşabilir. Ağır bir nesneyi öne eğilerek kaldırmak, çekmek ya da merdivenlerden kalça üstü düşmek gibi ani hareket ve travmalarda bel fıtığı gelişebilir.

4. Bel fıtığının belirtileri nelerdir?
Fıtıklaşma değişik nedenlerle ağrıya neden olur. İlk ağrı tipi “mekanik” ağrıdır. Disk fıtıklaştığında, günlük hareketlerimiz sırasında diskin hareketleriyle birlikte halkaların dışındaki sinir ağı tahriş olarak mekanik bel ağrısı yapar. İkinci ağrı tipi ise “enflamasyon” ağrısıdır. Diskin kan damarlarıyla beslenmesi olmadığı için normal koşullarda diskin çekirdeği kan damarlarıyla temas halinde değildir. Ancak halkalar yırtılıp çekirdek dışarı çıkarsa kan damarlarıyla temasa geçer. Böylece çekirdek içinde bir reaksiyon gelişerek kimyasal maddeler açığa çıkar. Vücut da bu kimyasal yabancı maddelere karşı mikroplara   verdiği reaksiyona bezer “enflamasyon” adı verilen bir reaksiyon verir ve sonuçta enflamasyon ağrısı da ortaya çıkmış olur. Üçüncü tip ağrı ise fıtıklaşan diskin sinire baskısıyla ortaya çıkan ağrıdır. Bu ağrı genellikle kalçadan bacak boyunca topuğa kadar yayılır. Bu ağrıya da sinir basısı nedeniyle ortaya çıktığı için “nörojenik” ağrı adı verilir.
Bel fıtıklarının büyük bölümü dejeneratif değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkar. Dejeneratif değişiklikler sonuçta fıtıklaşmaya gitmekle birlikte belirtiler yavaş yavaş artarak ortaya çıkar. Başlangıçta yakınmalar gelip geçici künt bel ağrısı atakları biçimindedir. 1-2 günle 1-2 hafta süreli bu ağrı atakları aralıklarla birkaç yıl devam eder. Hekimler bu tür ataklarda durumun diskin halkalarındaki küçük yırtıklara bağlı olduğunu bilirler. Halkalarda çatlamalar büyüyüp yırtılma meydana geldiğinde sinire basıyla birlikte kuyruksokumu ve bacağa vuran ağrılar ortaya çıkar.
 
Fıtıklaşma eğer halkaları tümüyle yırtar ve çekirdek dışarı çıkarsa aniden kalçada başlayan ve bacağa yayılan keskin ağrı biçiminde bulgular ortaya çıkar. Bu durumda hastalar bel ağrısından çok keskin bacak ağrısı hissederler. Bu durum muhtemelen halka bölümünün yırtılıp basınç etkisinden kurtulması ve basıncın sadece sinire yönelmesiyle ortaya çıkar.
Daha önce belirtildiği gibi bir diğer ağrı da çekirdeğin halkaları yırtıp dışarı çıktığında kan damarlarıyla temas ederek ortaya çıkmasına neden olduğu kimyasal maddelerin yarattığı “enflamasyon” ağrısıdır. Enflamasyon belden başlayıp kuyruksokumu ve kalçalara yayılan zonklayıcı ağrıların kaynağı olabilir.
  

Fıtıklaşan disk omurilikten çıkan sinire bası yaparak sinir basısı bulgularına neden olabilir. Bu durumda ağrı sinirin yayılım alanına uygun olarak bacağa yayılır. Ağrı fıtıklaşma tarafındaki kalçada, baldırda ve hatta ayak ve parmaklarda hissedilebilir.
Sinir basısı aynı zamanda bacakta sinirin yayılım alanında iğnelenme, karıncalanma ve uyuşmalara neden olabilir. Duyu bozukluklarının ortaya çıktığı hastalarda reflekslerde de yavaşlama görülür. Sinir basısının sonucu olarak sinirin idare ettiği kaslarda güçsüzlük ve duyusunu sağladığı alanlarda duyu bozuklukları ortaya çıkar.
Ender olarak da ortaya idrar ve gayta bozuklukları çıkar. İleri derecede büyük fıtıklar spinal kanal içini doldurarak mesane ve barsakları idare eden sinirlere bası yapabilirler.  Bu bası nedeniyle belde başlayan ağrı her iki bacağa yayılır ve apış arasında hissizlik ya da karıncalanma gelişir. Bası nedeniyle idrar ve dışkılama kontrolü bozulur. Böylesi bir bozukluk acil bir duruma işaret eder. Basınç acil olarak ortadan kaldırılmadığı takdirde bozukluklar kalıcı hale gelebilir. Bu duruma “kauda ekuina” sendromu adı verilir. Bu durum geliştiğinde hekiminiz acil ameliyat önerecektir.
 

5. Belirti vermeden de ortaya çıkabilir mi?
Bel fıtığının belirti vermeksizin disk dejenerasyonu olarak görülen biçimi vardır. Ender olarak tam fıtıklaşma gelişip bulgu vermeyen durumlar da sözkonusudur. Her iki halde de herhangi girişim gerekmez. Ancak önlem olarak hastanın düzenli egzersiz yapması ve kilo almaması önerilir. 

6. Her bel ağrısı bel fıtığı göstergesi midir?
Bel ağrılarının bel fıtığı dışında çeşitli nedenleri vardır. Bunları iki ana grupta toplayabiliriz. Birinci grupta omurganmızı ilgilendiren sorunlar vardır. Bunlar omurlar arası eklemlerin bozukluğu, omur kaymaları, dar kanal hastalığı (lumbar stenotok kanal), omurga eğriliği (skolyoz), omurga ve omurilik tümörleri ve enfeksiyonları gibi nedenlerdir. 
İkinci grubu ise omurga dışı nedenler oluşturur. Özellikle kalça, diz ve ayak eklemlerindeki bozukluklar omurganın günlük aktivitelerimiz sırasında normal duruşunu bozarak bel ağrısına neden olabilirler. Bu nedenle hastaların ayrıntılı hikayelerinin bilinmesi ve ayrıntılı olarak muayene edilmesi tanı ve tedavi açısından büyük önem taşımaktadır. 

7. Risk grubunda kimler vardır?
Düzenli egzersiz yapmayanlar, aşırı kilolu olanlar, çalışma yaşamlarında ağır fizik yük altında çalışanlar, ailevi yatkınlığı olanlar ana risk gruplarını oluşturmaktadır. 

8. Hangi yaşlarda daha sık görülür?
En sık görülme yaşları 40-60 yaşlar arasıdır. 60 yaş sonrasında daha çok dejeneratif değişiklikler görülmekle birlikte, ileri yaşlarda uzak fıtıklaşma (ekstraforaminal herniasyon) denen, kanal dışı fıtıklaşmalar daha sıktır. Kanal dışına gelişen bu fıtıklaşmalar genellikle bir üst mesafenini sinirini etkileyerek hastalarda dayanılmaz ve geceleri uyutmayan, istirahate cevap vermeyen bacak ağrılarına neden olabilir. 

9. Bel fıtığının görülme sıklığı nedir?
Bel ağrıları tüm toplumların en büyük sorunlarından bir tanesidir. Tüm insanların %90’ı, hayatının bir döneminde kendisini kısa süreli de olsa çalışma yaşamından alıkoyacak bir bel ağrısıyla mutlaka karşılaşır. Tüm bel ağrılı hastaların %3-4’ünde girişim gerektiren bel fıtığı görülür. 

10. Bel fıtığı başa sağlı sorunlarına yol açar mı?
Bel fıtığı bir sonraki sorunun cevabında görülecek sorunlar dışında başka sağlık sorununa yol açmaz, ancak önceden varolan başka sağlık sorunlarıyla birarada olabilir. 

11. İktidarsızlığa, idrar kaçırmaya yol açtığı söyleniyor, doğru mu?
Bel fıtıklarında ender olarak da ortaya idrar ve gayta bozuklukları çıkar. İleri derecede büyük fıtıklar spinal kanal içini doldurarak mesane ve barsakları idare eden sinirlere bası yapabilirler.  Bu bası nedeniyle belde başlayan ağrı her iki bacağa yayılır ve apış arasında hissizlik ya da karıncalanma gelişir. Bası nedeniyle idrar ve büyük abdest kontrolü bozulur. Cinsel fonksiyonlar da etkilenebilir. Böylesi bir bozukluk acil bir duruma işaret eder. Basınç acil olarak ortadan kaldırılmadığı takdirde bozukluklar kalıcı hale gelebilir. Bu duruma “kauda ekuina” sendromu adı verilir. Bu durum geliştiğinde hekiminiz acil ameliyat önerecektir. Ancak bu durumun tüm bel ağrılı hastalarda %0.04 (onbin hastada 4 hasta) gibi düşük bir oranda görüldüğü dikkate alınıp, bir korku vesilesi olarak sunulmamalıdır. 
  


12. Bel fıtığı tanısı nasıl konuyor?
Tanı süreci yakınmalarınızın ayrıntılı bir öyküsünün alınması ve fizik muayene ile başlar. Hekiminiz size yakınmalarınızla ilgili sorular soracak ve sorununuzun günlük yaşamınızı nasıl etkilediğini öğrenmek isteyecektir.  Ağrıyı nerenizde hissettiğiniz, bacaklarınızda uyuşma ve güçsüzlük olup olmadığı bu sorular arasındadır. Hekiminiz aynı zamanda hangi hareketlerinizin ağrıyı artırdığını ya da azalttığını da bilmek isteyecektir. Sizin bu sorulara verdiğiniz yanıtlara dayanarak hekiminiz bir disk fıtıklaşması ve sinir basısı olup olmadığı yönünde fikir sahibi olacaktır.
Hekiminiz daha sonra sizi muayene ederek bel hareketlerinizin ağrılı olup olmadığını, bacaklarınızdaki duyu seviyesini, kas gücünüzü ve reflekslerinizi değerlendirecektir.
   

Direkt röntgen filmlerinin disk fıtıklaşmalarının tanısında çok yararı yoktur. Direkt filmlerde disk dokusu doğrudan görülmez. Ancak omurlar arası mesafenin azaldığı gözlenebilir. Bu durum bir ya da daha çok diskte aşınma ve harabiyetin varlığı anlamına gelebilirse de bir çok insanda da herhangibir disk problemi olmaksızın direkt filmlerde omurlar arası mesafenin azaldığı gözlenebilir. Bunun nedeni yaşla birlikte tıpkı cildin buruşması gibi disklerin de büzüşmesidir.  
Direkt grafiler dışında belinizin bilgisayarlı tomografi (BT) incelemesi istenebilir. BT X ışınları kullanılarak bel bölgesinin kesitler halinde görüldüğü bir incelemedir. BT kesitlerinde sinire bası yapan disk görüntülenebilmekle birlikte daha çok kemik yapılardaki bozuklukları ortaya çıkarmak amacıyla kullanılır.
Bazen BT, “myelografi” adı verilen bir inceleme ile birleştirilebilir. Bu amaçla spinal kanal içine özel bir boya verilerek BT çekilir. Bu yöntemle omurilik, sinirler ve disk basısı olup olmadığı daha net görüntülenebilir.
Daha fazla bilgi gerekli olduğunda Magnetik Rezonans Görüntüleme (MRG) incelemesi yararlı olacaktır. MRG incelemesinde, X ışınları yerine radyo dalgaları kullanılarak vücudumuzun kesitler halinde görüntüleri elde edilir. 
       
MRG'de yumuşak dokular, sinirler ve disk dokusu büyük bir kesinlikle ayırdedilebilir. Bu inceleme sırasında herhangi bir boya kullanmak gerekmez. Ancak bazı durumlarda dokuları daha iyi görünür hale getirmek için damar içinden kontrast madde vermek gerekebilir.
Hekiminizin kullanabileceği bir diğer test “diskografi” incelemesidir. Bu testte bir iğneyle diskin içine girilerek direkt filmlerde görülebilen bir boya verilir. Böylece diskin şekli saptanmış olur. Bazen bu test bozuk olduğu düşünülen diskin semptomlara sebep olup olmadığının belirlenmesi amacıyla da kullanılabilir. 
  
Buraya kadar anlatılanlar hekiminizin sizden isteyebileceği görüntüleme odaklı, belimizin anatomik yapısı hakkında bilgi veren incelemelerdir. Hekiminiz gerek duyduğu takdirde sizden sinirlerinizin fonksiyonları hakkında bilgi veren “elektrofizyolojik” incelemeler de isteyebilir. Bu incelemelerden en yaygın kullanılanı “elektromiyografi” “EMG” incelemesidir.  Bu incelemede kaslarınıza hareket etme komutu veren sinirlerdeki elektrik iletim hızı ölçülür ve disk fıtıklaşmasının sinirde oluşturduğu harabiyetin derecesi belirlenir. Diğer bir test “uyarılmış duyusal potansiyeller” “SEP” testidir. Bu testte ise vücuda verilen bir duyusal uyaranın beyinde algılanma hızı ve uyaranın beyine gidene dek katettiği yollardaki bozukluklar ortaya konur. 

13. Bel ağrısı olan hastaların hangi uzmana başvurması gerekiyor?
Bel ağrısı ile tıbbın birçok dalı yakından ilgilenme ve değişik uygulamalar yapmaktadır. Bu dalların başlıcaları nöroşirürji, nöroloji, fizik tedavi ve rehabilitasyon, ortopedi ve algoloji (ağrı tedavisi) dallarıdır. Bunun dışında hekim denetiminde ya da hekimler tarafından uygulanan manuel terapiyi sayabiliriz. Bu kadar çok tıp dalının ilgilenmesi hastalar açısından yararlı olmakla birlikte aynı zamanda hastalarda büyük bir kafa karışıklığı da yaratmaktadır. Farklı uzmanlardan değişik öneriler alan hastalar ne yapacağını bilemez duruma düşmektedir.  Bu nedenle hastaların gerek tanı gerekse tedavi açısından değişik uzmanları dolaşıp alınan bilgileri sentezlemeye çalışmak yerine, ilgili tüm dalların birarada işbirliği içinde hizmet verdiği, hastanın ortaklaşa değerlendirilip yapılacak uygulamalara ilgili tüm dalların katılımıyla karar verildiği omurga merkezlerine (spine center) başvurması en uygun yoldur. 

14. Tanı konduktan sonra hastaya nasıl bir tedavi uygulanıyor?
Konservatif  Tedavi (Ameliyatsız Tedavi):
Durumunuz ciddi sorunlar oluşturmadığı ya da hızla kötüleşmediği sürece hekiminiz size büyük olasılıkla ameliyatsız yedavi yöntemlerini önerecektir. 
Tedaviye başlangıçta ilk önerilen bel bölgesinde hareketin kısıtlanması, yani kısa süreli yatak istirahatidir. İstirahat enflamasyon süreci ve ağrının sakinleşmesini sağlar. İstirahat 2-3 gün gibi kısa süreli olmalıdır. İstirahat etmek hassaslaşmış diskler ve sinirler üzerindeki basınç etkisini azaltacaktır. Ancak uzun süreli mutlak yatak istirahatine hekimlerin çoğu karşıdır ve günlük normal yaşam sırasında ağrının ne kedar arttığını veya azaldığını bilmek isterler. Çok ender durumlar dışında üç günden fazla yatak istirahati gereksizdir.  
Disk fıtıklaşması olan hastalarda bazen bel korsesi yararlı olabilir. Bel korsesi disk içindeki basıncın düşmesini sağlayarak ağrıların azalmasına yardımcı olur. Ancak korse takan hastalar 3-4 gün sonra korseyi çıkartmalıdır. Aksi takdirde korsenin daha uzun süreli kullanılması karın ve belimizdeki gövdemizi dik tutmaya yarayan kaslarda “atrofi” adı verilen kas erimesine neden olarak ağrıların daha da artmasına neden olur.
Hekiminiz ağrılarınız için size bazı ilaçları kullanmanızı da önerecektir. Bunlar genellikle steroid içermeyen enflamasyona karşı etkili olan ilaçlardır. Ağrının çok şiddetli olduğu durumda kodein ya da morfin gibi bazı narkotik ilaçları da verebilir. Ancak narkotik ilaçlar bağımlılık yaratıcı etkileri nedeniyle birkaç günden uzun süreli kullanılmamalıdır. Bu ilaçların yanısıra kas gevşetici etkisi olan ilaçların kullanımı da yararlı olacaktır. Ağrının kalçadan topuğa doğru çok şiddetli yayıldığı bazı durumlarda azaltarak kesilecek biçimde ağızdan steroid içeren ilaçlar da kullanılabilir. Buradaki steroid dozu düşüktür ve genellikle yan etki yaratmaz. 
Şiddetli ağrılı dönem geçtikten sonra fizyoterapistle egzersiz yapmanın da yararı vardır. Fizyoterapist bel hareketlerini düzenleyen, sağlıklı duruşu sağlayan bel egzersizleri yaptırarak ağrının iyileşmesine yardımcı olur. Ağrılı dönem geçtikten sonra da gelecekteki sorunların önlenmesine yönelik egzersiz programları uygular. 
Belirtileri hala devam eden bazı hastalarda “epidural steroid enjeksiyonu” uygulaması yapılabilir. Steroidler enflamasyona karşı güçlü etkileri olan ilaçlardır. Steroid enjeksiyonu bel bölgesinde sinirlerin omurilikten ayrıldığı bölgelerde sinirlerin ve omuriliğin zarının etrafına yapılır. Bu alan “epidural mesafe” olarak adlandırılır. Bazı hekimler sadece steroid verirken bazıları steroidle birlikte lokal uyuşturucu etkisi olan ilaçlar da verirler. Epidural steroid enjeksiyonu dışında etkilenen siniri hedef alan “tranforaminal enjeksiyon” da uygulanabilir. Enjeksiyon yöntemleri genellikle diğer tedavi yöntemleri etkili olmadığında uygulanır. Her zaman başarılı sonuç vermeyebilir. Ağrıyı geçirdiği zaman da bu etkinin geçici olacağı bilinmelidir. 
                             

Bel bölgesinde disk fıtıklaşması olan hastaların çoğunluğunda cerrahi tedavi gerekmez. Hekimler genellikle yaklaşık 6 hafta süreyle ameliyatsız tedavi yöntemlerini uygularlar. Ancak bu sürede ağrılar düzelmiyor veya şiddetleniyorsa, ayaklar ve bacaklarda güçsüzlük ve uyuşukluklar ortaya çıkıyorsa tereddüt edilmeksizin cerrahi tedaviye geçilmelidir. 
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon:
Akut başlangıçlı ağrılar için 2-4 hafta arasında değişen fizik tedavi uygulamaları önerilecektir. Uzun süreli kronik bel ağrıları için terapinin 2-3 ay devam etmesi gereklidir. Tedavi ağrınızı azaltacak, hareketliliğinizi ve gücünüzü artıracak, duruşunuzu ve fonksiyonlarınızı düzeltecek biçimde düzenlenir. Aynı zamanda belirtilerinizi nasıl kontrol edeceğinizi ve omurganızı önünüzdeki yaşamınız için nasıl koruyacağınızı öğreneceksiniz. 
Başlangıçta terapistiniz belirtilerinize göre size değişik tedavi yöntemleri uygulayacaktır. İlk öğrenmeniz gereken hareketleriniz, yürüyüşünüz, tırmanışınız, uyumanız vb. aktiviteleriniz sırasında omurga pozisyonlarınızı kontrol etmeniz olacaktır. Ağrınızı azaltmak için terapistiniz size sıcak uygulaması, elektrik uyarımı, ultrasound gibi tedaviler verecektir. 
Ağrılarınız çok şiddetliyse terapistiniz sizi egzersiz havuzunda çalıştırmayı tercih edebilir. Su içinde terapi belinize daha az yük bindirecek ve suyun kaldırma gücü hareketlerinizi kolaylaştıracaktır. 
Masaj ya da bazı yumuşak doku mobilizasyonu gibi elle uygulanan tedavi yöntemleri de kullanılabilir. Bu yöntemler ağrının azaltılıp hastanın rahatlamasına yardımcı olacaktır. Tıbbi uygulama kılavuzları halka arasında “bel çekme” olarak bilinen “spinal manüplasyon” un erken dönemde kullanılabileceğini, akut başlangıçlı bel ağrılarında kısa süreli yararı olacağını belirtmektedir. Spinal manüplasyonun etki mekanizmasının bir tür yeniden düzenleme olduğu; spinal sinirler ve kasların duyarlılığını yeniden düzenleyerek ağrıyı rahatlatıp hareketliliği düzelttiği düşünülmektedir. Uygulama biçimi hastanın omurga eklemlerine değişik pozisyonlarda güçlü uyaran verecek hareket uygulamasıdır. Uygulama sırasında aşırı gerilmenin sağlanmasıyla bir “tık” sesi duyulur. Bilinmesi gereken kronik durumlarda sürekli kullanıldığında uzun süreli yarar sağlamayacağıdır. Öte yandan gerekli tanı konmadan yapılan uygulamalarda ciddi komplikasyonlar da ortaya çıkmaktadır. Bir diğer bilinmesi gereken spinal manüplasyonun eğitimli kişiler tarafından uygulanması gerekliliği ev uygulayıcının bu konuda mutlaka sertifika sahibi olması gerekliliğidir. 
Ağrınız nedeniyle günlük aktivitenizi kısıtlamanız, yatak istirahati yapmanız tavsiye edilebilir. Çok ağrılı durumlarda 2-3 günlük istirahatin gerçekten yararı dokunacaktır. Ancak daha uzun süreli kısıtlamalarda hareketsizliğie bağlı olarak kaslar güçsüzleşip tembelleşir ve bel hareketleri uygun biçimde yapılamaz. Terapistler aktif rehabilitasyon teknikleri kullanarak tembelleşmenin önüne geçerler. Böylesi aktif tedavi yöntemleriyle hastalar ağır hareketleri güvenle yapabilme tekniklerini öğrenirler. Tüm bunlara ek olarak genel sağlık seviyesini yükseltmek ve direnci artırmak üzere aerobik egzersizler verilir. 
Başlıca aerobik egzerizler yürüyüş bandında yürüme, kondisyon bisikletine binme ve yüzmedir. Bu aktiviteler bel ağrısından kaynaklanan stresin engellenmesini ve vücutta “endorfin” maddesinin salgılanmasını sağlar. Endorfin vücudun salgıladığı doğal bir ağrı kesicidir. 
 
 
Aktif tedavi uygulamaları kas fonksiyonlarını daha üst düzeye ulaştırarak günlük aktivitelerin yapılmasını kolaylaştırır. Aktif rehabilitasyon bel ağrısının kronik bir sorun haline gelmesini önleyerek iyileşmeyi hızlandırır. Aktivite olabildiğince hızlı biçimde hastaları eski normal haline döndürür. Aktif tedavi uygulanırken gereğinden hızlı ve ağır egzersizler uygulanmamalıdır. Bu konuda fizyoterapistiniz size yol gösterecektir. Fizyoterapistinizin rehberliğinde belinizi nasıl kullanacağınızı öğrenerek günlük olağan yaşamınıza bir an önce dönebilirsiniz. Terapistiniz size vücut mekaniğiniz hakkında bilgiler verecek, hangi hareketleri en uygun nasıl yapacağınızı gösterecek, varsa yanlış duruş alışkanlıklarınızı düzeltecektir. 
  
Aktif tedavinin yanısıra zaten sınırlı kan akımı olan bel bölgesine giden kan miktarını daha da azaltarak dejeneratif değişikliklerin oluşumunu tetikleyen sigara alışkanlığının da terkedilmesi gereklidir. 
Sonuç olarak hafig egzersizlerle başlayan aktif tedavi programınız terapistiniz tarafından giderek ağırlaştırılarak normal yaşamınıza dönmeniz sağlanacaktır. 


Cerrahi Girişim:
Cerrahi tedavi gerekli olduğunda uygulanan başlıca yöntemler şunlardır:
 
• Laminotomi ve Diskektomi
• Mikrodiskektomi
• Endoskopik Diskektomi
• Posterior Lumbar Füzyon

Laminotomi ve Diskektomi
“Lamina” spinal kanalın arka duvarını oluşturan kemik yapıdır.Bu ameliyat sırasında laminadan işaret parmağının tırnağı kadar bir bölüm özel aletlerle çıkartılır ve problem yaratan diske ulaşarak disk dokusu dışarı alınır (diskektomi). Fıtıklaşan disk sinire bası yapıp ağrı tüm bacağa yayıldığında kullanılan bir tekniktir. Günümüzde sadece disk fıtıklaşması olan hastalarda kullanılmamakta, disk fıtıklaşmasının yanısıra başka sorunları da olan hastalarda kullanılmaktadır. 
 

Microdiskektomi
Disk fıtıklaşmalarında “mikrodiskektomi” ameliyatları en sık uygulanan yöntemdir. Disk fıtıklaşmasının sinire bası yaparak oluşturduğu ağrı, uyuşukluk ve güç kaybı gibi belirtiler geçmediğinde uygulanır. Bu yöntemde cerrah ameliyat mikroskobu kullanarak dokuları daha büyük ve aydınlatılmış olarak görür. Böylece dokulara en az zararı vererek fıtıklaşmış diski çıkartır. Bu yöntemin uygulanması kolay olduğuna ve sinir dokusu ve eklemler çevresinde nedbe dokusu geliştirmediği için hastanın iyileşme süresinin çabuklaştığına inanılmaktadır. 

Tam Endoskopik Diskektomi (Kapalı Ameliyat):
Son 10 yıl içinde kullanımı artan ve son 5 yıl içinde de artık mikrodiskektominin yerini alan son yöntem ise “tam endoskopik diskektomi”dir “. Bu yöntem diz artroskopik ameliyatına benzediği için “artroskopik diskektomi” olarak da adlandırılmaktadır. Tam endoskopik diskektominin en büyük özelliği tümüyle kapalı bir ameliyat olmasıdır. Ameliyat yarım santimetrelik bir kesiden fıtıklaşmış disk alanına sokulan 4 milimetrelik bir endoskop içinden ekrandan görülerek gerçekleştirilir. Belin arkasından ya da yan tarafından endoskopun ilerletildiği iki ayrı yöntem kullanılır. Gerekli olduğunda sadece lokal anesteziyle uygulanabilmesi, hastanın hastanede yatmasını gerektirmemesi, başarı oranının yüksek komplikasyon oranının düşük olması ve  mikrocerrahi yöntemle ameliyat sonrası nüks eden hastalarda güvenle uygulanabilmesi en büyük avantajlarıdır. 

Posterior Lumbar Füzyon
Omurganın bel bölgesinin değişik bölümlerinde aşınma ve yırtılma ve kopma gibi durumlar olduğunda disk fıtıklaşmaları mekanik ağrıya neden olur. Burada füzyon kelimesiyle kastedilen iki ya da daha çok omuru değişik yerlerinden birbirine kaynaştırarak hareketsiz bırakmaktır. Bu ameliyatla kemik ya da eklemler birbirine kaynaştırılarak hareketsiz bırakılıp mekanik ağrının ortaya çıkması önlenir. 
Posterior lumbar füzyon ameliyatında cerrah sorun yaratan alan üzerine küçük kemik parçaları yerleştirip bu bölümlerin tıpkı kırık kol kemiğinin kaynaması gibi birleşerek donmasını sağlar. Aynı zamanda sorun yaratan omurlara titanyum vida ve plaklar konarak da füzyon sağlanabilir. Bu yöntemle daha kısa sürede iyileşme sağlanmış olur.
15. Hangi hastaların ameliyat edilmesi gerekiyor?
Acil ameliyat edilmesi gerekmeyen ve kas gücü kaybı olmayan hastalar öncelikle biraz önce anlatılan konservatif (cerrahi dışı) tedavi yöntemlerine cevap vermezlerse ameliyat edilmeleri gerekir. 

16. Endoskopik bel fıtığı ameliyatı nedir, avantajları nelerdir?
Endoskopik bel fıtığı ameliyatı (EBFA) mikrocerrahi yöntemle uygulanan bel fıtığı ameliyatından farklı bir yöntemdir. Ameliyat prensipleri diz artroskopisiyle aynıdır. Ameliyat 5 milimetre çapında bir endoskop içinden gerçekleştirilir. Cerrah ameliyat sırasında ameliyat alanını ekrandan yüzlerce kez büyütülmüş olarak görür. Mikrocerrahi ameliyat sırasında cerrah ameliyat alanını mikroskoptan görürken endoskopik ameliyatlarda, endoskobun ucundaki kamera sayesinde cerrahın gözü adeta ameliyat alanı içindedir. Ameliyat sırasında fıtığa ulaşmak için omurga ve çevresindeki dokulara dokunulmaz. 
    
Mikrocerrahi                         Endoskoplar            Endoskopik ameliyat   Ekrandan görünüm

CERRAHİ TEKNİK:
Endoskopik ameliyat iki ayrı teknikle yapılmaktadır:
1. Transforaminal teknik: Bu teknikte hasta yüzükoyun pozisyonda yatarken, cerrah hastanın belinin yan tarafında yaptığı 5 milimetrelik bir kesiden endoskobu fıtık alanına ilerletir, fıtık dokusu ve sinirleri ekranda görerek sinire bası yapan fıtık dokusunu çıkartır. Fıtıklaşan disk dokusunu çıkartırken mikro aletlerin yanısıra Radyo Frekans ve Laser yakıcı sistemlerini de kullanır. 
                                        
           Ameliyat görüntüsü                                         Ameliyatın şematik görünümü
2. İnterlaminar teknik: 
Bu teknikte hasta yüzükoyun pozisyonda yatarken cerrah bu kez hastanın belinin ortasında yaptığı 5 milimetrelik bir kesiden endoskobunu fıtıklaşmış disk alanına ilerletir, fıtık dokusu ve sinirleri ekranda görerek sinire bası yapan fıtık dokusunu çıkartır. Fıtıklaşan disk dokusunu çıkartırken mikro aletlerin yanısıra Radyo Frekans ve Laser yakıcı sistemlerini de kullanır. 
                                 
           Ameliyat görüntüsü                                         Ameliyatın şematik görünümü
AVANTAJLARI:
• Her iki teknikte de hastanın dokularına herhangi hasar verilmez.  
• Kemik ve yumuşak dokulara dokunulmadığı için ameliyat sonrasında dokularda yapışıklık problemi olmaz. 
• Kanama olmadığı için kan verilmesi vb. sorunlar yaşanmaz. 
• Transforaminal teknik lokal anestezi altında, sadece endoskobun girdiği cilt alanı uyuşturularak yapılabilir. Böylece özellikle ileri yaşta ve yandaş hastalıkların varolduğu durumlarda genel anestezi riski ortadan kaldırılmış olur. 
• Hastalar aynı gün taburcu olabilirler. 
• Çalışma yaşamına dönüş süresi kısadır. 
• Kozmetik etki hemen hiç yoktur. 
Hangi hastalara uygulanabilir?
Bel fıtığı yakınması olan tüm hastalara uygulanabilir. İtirahat, ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar, enjeksiyon tedavileri ve fizik tedavi gibi konservatif tedaviye cevap vermeyen tüm bel fıtıklı hastalarda güvenle uygulanabilir. 
Hangi hastalara uygulanamaz?
Bel fıtığının yanısıra, aynı bölgede dar omurilik kanalı, omurga kayması, omurga kırığı ve çıkığı olan hastalarda endoskopik cerrahi uygulanmaz. Bu hastalarda klasik mikrocerrahi ameliyat gereklidir.
Sonuçlar nasıldır?
Başarı oranı %93’tür. Tüm bel fıtığı ameliyatlarında olduğu gibi %7 oranında tekrar etme riski vardır. Fıtığın tekrar ettiği hastalar aynı yöntem kullanılarak güvenle yeniden ameliyat edilebilir. 

17. Ameliyat sonrası bel fıtığının tekrarlama riski var mıdır?
Hangi yöntemle yapılırsa yapılsın tüm bel fıtığı ameliyatlarında, dünyada bilimsel dergilerde yayımlanan geniş serilere göre tekrar etme riski %3-9 arasında değişmektedir. Bu nedenle ortalama %5 tekrar riski olduğu bilinmelidir. Tekrar eden olguların %90’ı ameliyat sonrası ilk 6 ay içinde oluşur. Bu nedenle ameliyat sonrası ilk 6 ay içinde hastalar hekim önerilerine uymalı ve daha özenli olmalıdır. 
18. Hangi hastalara vida, plak takılması gereklidir?
Vida, plak takılması gerekli hasta grubu sanılanın aksine küçük bir grubu oluşturur. Sadece bel fıtığı olan hastalarda vida, plak uygulaması kesinlikle gereksizdir. Ancak bel fıtığının yanı sıra omurgada dengesizliğe neden olan ve ilerleme tehlikesi bulunuan omur kaymalarında, doğuştan dengesizliklerde, travmatik omurga kırık ve çıkıklarda vida ve plak uygulaması gerekebilir. 
19. Bel fıtığından korunma önerileriniz nelerdir?
Öncelikle düzenli egzersiz tüm bireylerin yaşamında yer almalıdır. Düzenli egzersizle birlikte aşırı kilo alımından korunmak çok önemlidir. 
Günlük yaşamımız sırasında özellikle ağır yük kaldırırken çok özenli olunmalıdır. Dikkatsizce bir yükün kaldırılması, itilip çekilmesi sporcuların ısınmadan ağır bir müsabakaya çıkmasına benzer ve bel ağrılarına neden olur. 
Sigara içmenin disk dokuları beslenmesini bozduğu da bilinmektedir. 
20. Tedavi sonrasında hastanın dikkat etmesi gerekenler nelerdir?
Ameliyat sonrası rehabilitasyon biraz daha komplikedir. Geçirdiğiniz ameliyat tipine göre hastaneden aynı gün çıkabilirken, füzyon cerrahisi gibi bazı ameliyatlarda hastanede birkaç gün yatmanız gerekebilir. Hastanede yattığınız dönemde fizyoterapistiniz sizi ameliyattan hemen sonra ziyaret edecektir. Fizyoterapi seansları size  günlük aktiviteleriniz sırasında belinize yüklenmemenizin yollarını öğretecektir. 
  

Cerrahi sonrası nekahat döneminde cerrahınızın bele takılacak destek kuşakları konusundaki tavsiyelerine uymalısınız. Ameliyat sonrası ilk haftada belinize yüklenmemek için dikkatli olmalısınız. 
Terapinizin hastane dışında yapılması gerekebilir. Lumbar füzyon ameliyatı geçirdiyseniz cerrahınız aktif rehabilitasyona başlamadan önce 6 hafta ile 3 ay arasında değişen bir süre beklemenizi önerebilir. Aktif tedavi geçirdiğiniz ameliyat ve gösterdiğiniz gelişmeye göre 1-3 ay arasında değişecektir. 
Başlangıçta terapistiniz ağrıyı rahatlatmak ve kas spazmını çözmek için size sıcak veya soğuk, elektrik uyarımı, masaj ve ultrasound uygulamaları yapacaktır. Havuzda yapılacak su içi uygulamalar da cerrahi sonrası son derece yararlıdır. 

 
Gövdenizin ve bacaklarınızın esnekliğini artırmak için egzersizler yaptırılır. Karın ve bel kaslarının güçlendirilmesine başlanır. Hastaya en uygun yatma, oturma, itip-çekme, yük taşıma pozisyonları öğretilir. 
İdeal olanı tümüyle eski halinize dönmenizdir. Ancak gelecekte oluşabilecek bazı problemleri engellemek için bazı hareketlerinizi artık eskiden farklı biçimde yapmayı öğrenmeniz de gerekebilir. 
Tedaviniz rayına oturdukça artık terapistinize sadece danışma amaçlı başvurabilir ve egzersizlerinize evinizde devam edebilirsiniz. 

21. Bel fıtığı tedavisinde alternatif yöntemlerin rolü var mıdır?
Bel ağrıları ve bel fıtığında alternatif değil ama yardımcı tedavi yöntemlerinden sözetmek gerekir. Su içi egzersizler, halk arasında bel çekme olarak bilinen ancak deneyimli ve eğitimli fizyoterapistler ve hekimler tarafından uygulanması gereken ve geçerliliği bilimsel olarak kanıtlanmış manuel (elle) tedaviler bunlar arasındadır. Bu hizmetler ilgili tüm tıp dallarını içeren omurga merkezlerinde (spine center) verilebilmektedir. Bunların dışında akupunktur, mezoterapi vb. yöntemlerin bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmamıştır. 

22. Biraz da kurduğunuz omurga merkezinden bahseder misiniz? 
Kurulan omurga merkezi dünyada bu konuda en yetkin, en çok ameliyat ve akademik yayın yapan Wooridul spine grupla işbirliği içinde oluşturulmuştur. Wooridul Grup Güney Kore’de 5 ve Kore dışında Dubai, Shnaghai ve Cakarta’da 3 ilave spine center’ı yönetmektedir. Bunların dışında Barcelona ve Abu Dhabi merkezleri de kurulum aşamasındadır. Türkiye’de omurga merkeleri oluşturmak için Wooridul Grup, Şifa Hastaneler Grubu ve Bakırköy Nöroloji Merkezi ortak bir grup kurmuşlar ve anlaşma imzalamışlardır. Bu anlaşma hekim, hemşire ve teknisyenlerin eğitimini, hastaların akademik değerlendirilmesini, olgu tartışmalarını, karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımını içermektedir. Yılda yaklaşık 30 000 ameliyat ve 60 000 ameliyat dışı omurga tedavisi gerçekleştiren Wooridul Grubu’nun bilgi ve denyim birikimini Türkiye’de paylaşmak ve yaygınlaştırmak merkezimizin en büyük hedefidir. Bu amaçla ilk olarak İstanbul Anadolu yakasında Kadıköy Şifa Grubu Ataşehir hastanesi içinde ilk omurga merkezinin altyapısı hazırlanmış ve tüm elemanların Kore’de eğitimleri tamamlanmıştır. Ancak eğitim sürecinin sürekli olması planlanmıştır. Kadıköy Şifa Ataşehir Hastanesi içinde kurulan merkezde sonraki hedef bağımsız bir omurga hastanesinin kurulması ve ardından her iki modelin de gereksinimlere göre diğer şehirlerde yaygınlaştırılmasıdır. 
Omurga merkezi uygulamalarında iki ana hedef gözetilmektedir. 
• Herhangi omurga yakınmasıyla başvuran hastanın bilgileri, hasta merkezin hangi hekimi tarafından görülürse görülsün, merkezdeki tüm hekimler tarafından değerlendirmeye alınmaktadır. Tedavi kararı nöroşirürji, nöroloji, ortopedi, fizyoterapi, algoloji, radyoloji gibi değişik disiplinlerde hekimlerin ortak kararıyla alınmaktadır. Hastaya tek merkezde omurga ile ilgili tüm hizmetlerin verilmesi merkezin en önemli özelliklerinden birisidir. 
• Merkezimizde cerrahi ilke olarak minimal invaziv cerrahi uygulanmaktadır. Bu amaçla endoskopik ve robotik ameliyatlar rutin hizmete sunulmaktadır. Omurga merkezimizin içinde yer aldığı hastanenin DaVinci robotik cerrahi, single port laparoskopi uygulamaları gibi minimal invaziv cerrahi konsepte sahip ekiplerle birlikte çalışması hastalara en yararlı hizmetlerin verilmesini de kolaylaştırmaktadır.  

DAR KANAL HASTALIĞI  (LUMBAR STENOZ)
Dar kanal hastalığı genellikle ellili yaşlardan sonra görülen, bel bölgesinde omurilik kanalının daralmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktı. Toplumların yaş ortalamasının artması ve egzersiz yoksunluğu son 20-30 yıl içinde bu hastalığın görülme sıklığını giderek artırmaktadır. 
Nedenleri:
• Doğuştan dar kanal: Hastaların doğuştan itibaren dar olan kanalları ileri yaşlarda omuriliğin bel bölümünü sıkıştırarak hastalığa neden olur. 
• Dejenerasyon: En sık nedendir. Yaşlanmayla birlkikte omurlar arasındaki diskler büzüşür, omurlarda halk arasında kireçlenme tabir edilen kemik çıkıntılar ortaya çıkar ve kanalın daralmasına neden olur. 
                                                     
• Omur kayması: Doğuştan ya da sonradan gelişen omurların birbiri üzerinden kaymaları ve omurganın dengesinin bozulması kanal darlığına neden olabilir. 
                                                
• Büyük bel fıtıkları: Omurilik kanalı içine hareket eden büyük fıtıklar da kanal daralmasına neden olabilir. 

 
Belirtileri nelerdir:
Kanal darlığı olan hastaların klasik yakınmaları yol yürümekle, ayakta durmakla ya da oturmakla ortaya çıkan her iki kalça ve bacaklara vuran ağrılardır. Bel ağrısı olmayabilir. Hastalarda giderek yol yürüme mesafesi kısalır. Hastalar yürürken öne eğildiklerinde rahat eder, dik durmaktan kaçınmaya başlarlar. Hastalığın ileri evrelerinde kısa mesafe yürümekle bacaklarda kramplar ve son evresinde idrar kaçırma yakınmaları ortaya çıkabilir.

Tedavi:
Tedavi çoklukla nedene yönelik cerrahi tedavidir. Kayma olmadığında plak ve vida uygulaması gereksizdir. Özellikle omur kaymasına bağlı olmaya durumlarda mikrocerrahi yöntemle kasları tek taraflı açarak uygulanan cerrahi girişim hastaları bir gün içinde ayağa kaldırmakta ve iyileşme sürelerini son derece kısaltmaktadır. 

BOYUN FITIKLARI:
Boyun fıtıkları omurgadaki tüm fıtıklaşmaların %10’unu oluşturur. 

Belirtiler: 
Boyun, omuz ve kol ağrıları, kollarda güzçsüzlük ve beceriksizlik, his kaybı ve fıtığın omuriliğe baskı yaptığı durumlarda yürümede dengesizlik sık görülen belirtilerdir.

Tedavi: 
Tıpkı bel fıtığında olduğu gibi cerrahi dışı tedavilere yanıt vermeyen hastaların ameliyat edilmesi gereklidir. 
Başlıca iki tip ameliyattan sözedilebilir. 

1. Önden girişim: Fıtığın ağırlıklı olarak orta hattan ve omuriliğe baskı yaptığı durumlarda uygulanır. Boynun yan tarafında yapılan küçük bir kesiden girilerek disk dokusu boşaltılır ve iki omur arasına bir metal kafes, kemik parçası ya da disk protezi yerleştirilir. 


                            

2. Arkadan yapılan girişim: Fıtığın yandan oluştuğu ve sadec bir koluda bulguların ortaya çıktığı durumlarda enseden yapılan küçük bir kesiden girilir ve sadece fıtıklaşmış bozuk doku çıkartılır. Disk dokusunun korunmuş olması bu ameliyatın en büyük avantajıdır. 
 

 

Email Telefon İletişim Formu Harita