Yükleniyor
Whatsapp Hattımız
NurHasta Danışmanı
Whatsapp Hattımız

DAR KANAL HASTALIĞI

Dar Kanal 
 
Giriş
 
Kuzey Amerika Omurga Derneği’ne (NASS= North American Spine Society) göre “kanal darlığı” kalça veya bacaklarda ağrıya neden olan klinik sendrom olarak tanımlanmaktadır. Bu semptomlar bel ağrısıyla birlikte olabildiği gibi bel ağrısı hiç görülmeyebilir. Ana neden spinal kanalın içindeki sinir dokularını sıkıştıracak, onlara bası yapacak derecede daralmasıdır. Spinal kanal omurgayı yapan kemikler tarafından oluşturulmuş bir kemik tüneldir. Bu tüneli daraltan her türli neden tünelin içinden geçen dokuların sıkışmasına, bası altında kalmasına neden olacaktır. Yaşlanmayla birlikte omurgada yavaş yavaş meydana gelen bir dizi zayıflatıcı, dokuları yırtıcı dejeneratif süreç dokuların kanalı daraltmasına neden olur. Bu da  hastalığın neden en sık 50 yaşlarından sonra ortaya çıktığını açıklar. İster kalça ister bacak ya da bel ağrısı yakınması olsun hastaların en sık belirttikleri durum “yol yürüme mesafelerinin giderek kısalması” dır. 
Anatomi
Omurganın hangi bölümleri bozulmuştur?
 Omurgamız 24 adet omurun üstüste dizilmesiyle oluşur. Omurgamız vücudun şeklini verir ve dik durmamızı sağlar. 
 

 Her omurun arka bölümü bir kemik kanaldan oluşmuştur. Omurların üstüste dizilmesiyle omurganın arkasında kemikten yapılmış bir tüp ortaya çıkar. Bu tüp omurga kanalı olarak adlandırılır ve içinden omurilik geçer. Kafatasının beynimizi koruduğu gibi, bu kemik kanal da omuriliğimizi koruyucu görev yapar. 
                           
Omuriliğimiz kafatasından çıktıktan sonra omurga kanalı içinde aşağı doğru uzanır. Ancak ikinci bel omuru seviyesinde omurilik sonlanır. Bel bölgesindeki omurga kanalı içinde bu seviyeden sonra sinir lifleri at kuyruğu biçiminde yerleşmiştir. Bu sinir lifleri bacaklarımızın ve karnımızın alt bölümündeki organların çalışmasını sağlarlar.
 
 
Omurlarımız arasında yer alan disk iki omuru birleştirir. Disklerimiz tıpkı bir arabanın amortisörü gibi yük ve darbelere karşı emici ve koruyucu etki gösterir. Günlük yaşamımızda yaptığımız ağır yük kaldırma, itme ve çekme, atlama ve zıplama gibi hareketlerimiz sırasında omurgamıza yansıyan şok etkisini emerek omurgamızın kemik yapısını korur. 
 
 
Diskimiz iki bölümden yapılmıştır. Diskin merkezinde sert kauçuk kıvamında çekirdek (nukleus) vardır. Şok etkisini emen yapı çekirdektir. Çekirdeğin etrafı bağ dokusundan son derece dayanıklı halkalarla çevrelenmiştir. Bu halkalar üst ve alttaki kemiklere yapışır. 
Related Document: A Patient's Guide to Lumbar Spine Anatomy
Dar kanal hastalığının nedenleri?
 Bu hastalık neden ortaya çıkıyor?
Omurgamızın bel bölgesindeki omurilik kanalı sinir liflerinin rahatça geçmesini sağlayacak genişliktedir. Kanal genellikle 17-18 milimetre çapındadır. Kanalın çapı 12 mm ye kadar gerilediğinde dar kanal oluşmaya başlar ve genellikle 10 mm nin altına düştüğünde belirtiler ortaya çıkar. 
Dar kanal gelişmesine yol açan başlıca nedenler şunlardır:
• Konjenital darlık (Dğuştan kanal darlığı)
• Omurga dejenerasyonu
• Omurga dengesizliği (spinal instabilite)
• Büyük bel fıtığı

 

Konjenital darlık:
Bazı bireyler omurilik kanalları normalden biraz daha dar olarak doğarlar. Yaşamlarının erken dönemlerinde herhangi sorun çıkmaz. Ancak her zaman diğer bireylere oranla dar kanal hastalığı açısından daha büyük risk altındadırlar. Küçük bir bel travması bile omurilik kanalında omuriliğe basıya neden olabilir. Doğuştan dar kanalı olan hastalar yaşları ilerleyip dejeneratif değişiklikler geliştikçe dar kanal hastalığına yakalanma riskleri daha da yükselir. 

 
 
Dejenerasyon:
Dar kanal hastalığının en sık rastlanan nedenidir. Yaşlanma nedeniyle ortaya çıkan omurga dejenerasyonuna günlük yaşamın tekrarlayıcı yük binmeleri de eklenince omurgada bir dizi değişiklik ve sorun ortaya çıkar. Omurlar arasındaki diskler yaşla birlikte suyunu kaybederek büzüşür ve omurlar arası mesafe daralır. Omurlarımız bu değişime fazladan kemik yapımıyla (kireçlenme) karşılık verirler ve omurilik kanalı içine doğru gelişen yeni kemikleşmeler kanalı daraltarak içinden geçen sinir liflerine bası yapar. Omurları birbirine bağlayan bağ dokuları kanal içine doğru kalınlaşarak kanalı daraltıcı bir yeni etki daha oluştururlar. Tüm bu faktörlerin bir araya gelmesiyle de omurilik kanalı belirti verecek ölçüde daralmış olur. 

 

Omurga dengesizliği (spinal instabilite): 
Omurların birbiri üzerinde kaymasıyla ortaya çıkar. Şiddetli bir travmadan sonra oluşabileceği gibi doğuştan eklemlerde var olan çatlakların yaşlanmayla birlikte birbirinden ayrılmasıyla da ortaya çıkar. Her ne nedenle olursa olsun omurların birbiri üzerinden kayması yani omurga dengesizliği ortaya çıktığında dar kanal  hastalığı gelişme riski çok yüksektir. 
 
 
Bel fıtığı:
Oturur pozisyonda düşme, aniden çok ağı yük kaldırma gibi aşırı zorlayıcı durumlarda bel fıtığı tüm kanalı dolduracak kadar ileri düzeyde gelişebilir. Bu durumda da dar kanal bulguları ortaya çıkabilir. 
Dar kanal hastalığının bulguları nelerdir?
Dar kanal hastalığı çoğunlukla uzun zaman içinde yavaş yavaş gelişir. Bu da hastalığın neden ileri yaşlarda ortaya çıktığını açıklar. Ancak bazen de kanla darlığının nedeni dejenerasyon olduğunda bulgular hızlı gelişir. Omurga dejenerasyonu olan hastada ani bir travma ya da disk fıtıklaşması olursa dar kanal bulguları kısa sürede ortaya çıkar.  
Hastalarda her zaman bel ağrısı olmaz. Genellikle her iki bacağında ağrı ve güçsüzlük hissi vardır. Bazı hastalar bacaklarının kendisine ait olmadığını hissettiklerini söyler.  
 Bacaklarında iğnelenme, çimdiklenme gibi değişik hisler başlar. Refleksler yavaşlar. Bazı hastalar bacak kaslarında at koşması gibi, bazıları da su akması gibi tanımladıkları garip hisler duyabilirler. 
 Belirtiler belin değişik pozisyonlarıyla birlikte değişiklik gösterir. Öne doğru eğilme (fleksiyon) omurilik kanalını genişleterek belirtileri hafifletir. Bu da hastaların yürürken öne eğilmesini ve iki büklüm pozisyonda daha rahat uyumalarını açıklar. Yukarıya uzanma, oturma ve yürüme gibi aktiviteler sırasında omurilik kanalı daraldığı için bu hareketler sırasında hastanın yakınmaları artar. 
 
Tanı nasıl konur?
Tanı süreci ayrıntılı hastalık öyküsü ve fizik muayene ile başlar. Hekiminiz size belirtileriniz hakkında soru soracak ve yakınmalarınızın günlük yaşamınızı nasıl etkilediğini öğrenmek isteyecektir. Ağrınızın şekli, bacaklarınızdaki varsa his bozukluklarının ve güçsüzlüklerin niteliği bu sorular arasındadır. 
Hekiminiz aynı zamanda hangi hareketlerinizin yakınmalarınızı artırdığını, hangi hareketlerin azalttığını da araştıracaktır. Yürürken ağrınız artmıyorsa, bel ağrınızın  nedeni muhtemelen dar kanal hastalığından başka bir nedene bağlıdır. 
Hekiminiz ayrıntılı öykünüzün ardından fizik muayenenizi yapacaktır. Kas gücünüzün ölçülmesi, yürüme ve denge testleri, bel hareketlerinin denetlenmesi, bacaklarınızda his kontrolü bu muayene yöntemleri arasındadır. 
X-Ray filmleri omurganın kemik yapısında olabilecek değişiklikleri göstermede yardımcıdır. Omurlar arası mesafedeki azalmaları, omurilik kanalını daraltabilecek kemik çıkıntıları ve omurların birbiri üstünden kaymalarını gösterir.
 
 
Omurilik kanalı darlığını göstermekte en iyi yol Magnetik Rezonans Görüntüleme’dir (MRG). MRG incelemesinde X ışınları kullanılmaz. Radyo dalgaları kullanılarak elde edilen görüntüler sayesinde vücudun yumuşak dokuları görüntülenebilir. Böylece omurilik kanalının yapısı, kanal içindeki sinirlerin sıkışıp sıkışmadığı açık biçimde görülebilir. 
Bir diğer inceleme Bilgisayarlı Tomografi’dir (BT). BT X ışınları kullanılarak yapılan bir incelemedir. Değişik nedenlerle MRG yaptıramayan hastalara kullanıldığı gibi, bazen klinik bulguların MRG bulgularıyla uyuşmadığı durumlarda kullanılır. 
 
 
Hastalarda kuvvet kaybı, ileri derecde his kaybı gibi nörolojik bozukluklar olduğunda hekim elektrofizyolojik testler isteyebilir. Sinirlerden kaslara giden elektrik akımını ölçen Elektromyogram (EMG) bu testlerden en sık kullanılanıdır. Elektrik akımını ileten sinir liflerinde ne kadar kayıp olduğunu ortaya çıkartır. 
Bir diğer elektrofizyolojik test Uyarılmış Potansiyeller’dir (UP). Vücudumuza verilen uyaranlar uyarı alanından sinirlerimiz aracılığıyla omuriliğe ve oradan da beynimize taşınır. UP testi hangi seviyede hasar oluştuğunu saptayarak bilgi verir. 
Omurgamızdaki dejeneratif değişiklikler kanal darlığının tek ana nedeni değildir. Hekimler var olan bulguların bir artrit ya da enfeksiyondan kaynaklanıp kaynaklanmadığını saptamak için değişik kan testleri de isteyebilirler. 
Tedavi
İki ana tedavi yönteminden söz edebiliriz. 
Cerrahi dışı tedaviler
Bulgularınız, özellikle yürüme güçlüğünüz ileri seviyede değilse, veya hızla kötüye giden bir durumunuz yoksa hekiminiz size genellikle cerrahi dışı tedaviler önerecektir. Dar kanallı hastaların yaklaşık yarısı konservatif tedavi adı verilen cerrahi dışı tedavilerden yarar görürler. 
Ağrınız fazla ise hekiminiz ilk olarak omurga hareketlerinizin kısıtlanmasını önerecektir. Yaklaşık 2-3 günlük yatak istirahati belinizdeki enflamasyon ve ağrıyı azaltacaktır. Yatarken iki büklüm pozisyona gelmek ya da dizleri karına doğru toplamak omurgayı öne doğru eğip kanalın genişlemesini sağlayacağı için ağrıyı azaltacaktır. 
Bazen değişik tipte bel korseleri önerilirse de korse kullanımı halen tartışmalı bir konudur. Korselerin uzun süreli kullanımı bel ve karın kaslarını zayıflatarak uzun dönemde zararlı olabilir. Bu nedenle önerilen ağrılı dönemlerde korsenin en fazla 1-2 haftalık sürelerle kullanımıdır. 
  . 
Hekiminiz uygun gördüğü takdirde tedavinizi ilaçlarla destekleyebilir. Genellikle önerilen ağrı kesici ve antienflamatuvar özelliği olan nonsteroid antienflamatuvar ilaçlar (NSAID) veya aspirindir. Ancak bu ilaçlar sindirim sistemi ve böbrekler üzerinde yan etkilere sahip olabildiği için özellikle ileri yaş grubunda hekim gözetiminde kullanılmalıdır. 
Kodein ve morfin gibi narkotik ilaçlar dar kanal hastalarında genellikle kullanılmaz. Uzun süreli kullanımda alışkanlık yaratan ilaçlardır. Bazı durumlarda ağrı kesici ilaçlara kas gevşetici ilaçlar da eklenebilir. 
Dar kanalın oluşturduğu bulgular hastalarda duygudurum değişikliklerine yol açabilir. Bu nedenle hekim gerekli gördüğünde trisiklik ilaçlar adı verilen antidepresan ilaçlar önerebilir. Trisiklik antidepresanlar serotonin adı verilen bir hormon salgılayarak hastanın duygudurumu ve uyku kalitesinin düzelmesini sağlayabilir. Aynı zamanda sinirlerin çevresindeki zarları etkileyerek ağrı azalmasına da yardımcı olur. 
 
 
Bazı hastalara Epidural Steroid Enjeksiyonu (ESE) uygulanması gerekebilir. Omurilik “dura” adı verilen bir zarla çevrilidir. Dura ile kemik kanal arasındaki mesafe epidural mesafe olarak adlandırılır. Bu mesafeye yapılacak steroid enjeksiyonu sinirler, disk dokusu ve faset eklemler üzerindeki enflamasyonu giderir. Dokuların şişmesi azalır ve omurilik kanalında daha fazla yer açılır. 
Araştırmalar tek enjeksiyonun kıssa süreli etkili olabildiğini göstermiştir. Tekrarlayan enjeksiyonlar ağrının uzun süreli giderilmesini sağlar. Ancak enjeksiyon deneyimli ve eğitimli hekimler tarafından Floroskopi altında yapılmalıdır. Floroskopi işlem sırasında çeklien filmler aracılığıyla iğne pozisyonunu kesin olarak gösterir ve uygulamanın etkinliğini artırır. 
Bir diğer cerrahi dışı tedavi fizyoterapidir. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı hekiminiz önce sizi değerlendirmeye alarak hangi yöntemlerin uygulanacağına karar verir ve fizyoterapistiniz uygulamaları başlatır. Sık uygulanan tedaviler arasında traksiyon (çekme), germe ve aerobik egzersizler sayılabilir. Ayrıca karın ve bel bölgesindeki kök kaslarını güçlendirerek vücutta doğal bir korse oluşmasını sağlayan biyofidbek izometrik kas güçlendirme tedavisi eklenebilir. 

 Cerrahi girişim: 
 
Değişik tipte cerrahi girişimlerden sözedilebilir. 
X-STOP uygulaması: Hastanın bulguları nispeten hafif ve sinirlerin aşırı baskı altında olmadığı durumlarda uygulanır. Basit bir ameliyatla omurların spinal proses adı verilen çıkıntıları arasında, cildin altında kas içine yerleştiren bir aygıttır. Hastanın öne eğilmeye gerek duymasını engeller. Ameliyat gerekirse lokal anesteziyle yapılabilir. Ameliyat sırasında kas, kemik vb dokuların çıkarılması gerekmez. Bu tür avantajları olmakla birlikte kullanılabileceği hasta tipi sınırlıdır ve dikkatli kullanılmalıdır. X-STOP uygulaması yerine fizyoterapi tercih edilebilir. 
Laminektomi: Bulguların ilerlediği durumlarda bası altında kalan omurilik ve sinirleri rahatlatmak gerekir. Bu amaçla dekompresif cerrahi adı verilen kanal genişetici ameliyatlar yapılmaktadır. Geçmişte yapılan ameliatlarda hastanın kasları iki taraflı açılıp geniş kemik bölümleri çıkartıldığı için ameliyat sonrası iyileşme dönemi uzun sürmekteydi. Ancak günümüzde mikrocerrahi ile, küçük bir kesiyle girilmekte ve ameliyat mikroskobu kullanılarak sadece tek taraftan çalışılarak omurilik kanalı ve sinirler iki taraflı olarak serbestleştirilebilmektedir. Hastalar ameliyattan bir gün sonra taburcu olup ilk hafta içinde günlük yaşamlarına dönüp, rehabilitasyon egzersizlerine başlayabilirler. 
Füzyon ameliyatları: Hastada dar kanalla birlikte omurga dengesinde bozukluk ya da omurların birbiri üstünden kayması varsa omurların sabitlenmesi gerekebilir. Bu amaçla vida ve plaklarla omurlar sabitlenir. Bu girişim de artık ciltten küçük kesilerle yapılabilmekte ve hastalar erken dönemde günlük yaşama dönebilmektedir. 
 
   
 

 

Email Telefon İletişim Formu Harita