Yükleniyor
Whatsapp Hattımız
NurHasta Danışmanı
Whatsapp Hattımız

EPİLEPSİ

EPİLEPSİ  

Epilepsi ne demektir?

“Epilepsi” terimi değişik nöbet bozukluklarını tanımlamakta kullanılan genel bir terimdir. Tekrarlayan nöbetleri olan bir hastanın epilepsisi olduğu söylenir.

Nöbet ne demektir?

Beyin milyarlarca sinir hücresi, hücrelerin uzantıları ve sinir hücrelerini destekleyen destek dokularından oluşmuştur. Sinir hücreleri elektrik akımlarıyla çalışırlar. Her sinir hücresi elektrik akımı yaratma ve bu akımı diğer hücrelere iletme yeteneğine sahiptir.  
 epilepsi
Şekil.1. Bir sinir hücresinin görünümü

Değişik bozukluklar nedeniyle sinir hücrelerinde kısa devre olarak tanımlayabileceğimiz anormal elektrik akımı deşarjları ya da elektrik fırtınaları oluşabilir. İşte bu anormal elektrik akımları nöbetlere neden olur. Nöbetin şekli, şiddeti ve süresi anormal akımın beyinin neresinden çıktığına, hangi yolları kullanarak yayıldığına ve yayılma alanlarına bağlıdır.  


Epilepsi hangi sıklıkta görülür?

Ülkemizde 600 000’den fazla epilepsili hastanın olduğu tahmin edilmektedir. Bu hastaların %30’u 18 yaş altındaki çocuklardır. Epilepsili çocuk ve erişkinlerin büyük bir bölümü tedavi edilmemiş durumda ya da yeterli tedavi görmemektedir. Her yıl 30 000 - 40 000 arasında yeni epileptik hastanın topluma katıldığı hesaplanmaktadır. 


Epilepsi hangi yaşlarda sık görülür?

Epilepsi her yaşta görülebilmekle birlikte öncelikle çocuklar ve genç erişkinleri etkilemektedir. Hastaların %20’sinde nöbetler 5 yaşından önce başlar. Hastaların %50’sinde nöbetler 25 yaşından önce ortaya çıkar. Epileptik nöbetler 60 yaş sonrasında da sık görülür.


Epilepsinin nedenleri nelerdir?

Hastaların %60’ında belirli bir neden saptanamamaktadır. Geriye kalan %40’ında en sık görülen nedenler aşağıda sıralanmıştır. 
• Kafa travmaları: Özellikle araba kazaları, kurşunla yaralanmalar, spor yaralanmaları, düşmeler ve ev kazalarından kaynaklanan kafa yaralanmaları epilepsinin en önemli nedenleri arasındadır. Travmanın şiddeti arttıkça epilepsy gelişme riski de artar.
• Beyin tümörleri ve beyin damar hastalıkları (beyin atağı).
• Kurşun zehirlenmesi gibi zehirlenmeler. Her yıl binlerce hasta alkolizmden kaynaklanan nöbetler nedeniyle hastanelere başvurmaktadır. 
• Enfeksiyonlar: Menenjitler, viral ensefalitler, lupus erythematosus hastalığı ve daha az sıklıkta kızamık, kızamıkçık ve difteri gibi enfeksiyon hastalıkları epilepsiye neden olmaktadır. 
• Gebelik sırasında anne karnındaki yaralanmalar, enfeksiyonlar ve sistemik hastalıklar da epilepsiye neden olmaktadır.
• Doğum yaralanmaları ve yenidoğan döneminde yüksek ateş
• Bebeklik döneminde bebekle atıp tutarak çok hareketli biçimde oynanması
• Yüksek dozlarda verilen ilaç ve zehirli maddeler
• Beyin damar hastalıkları, tümör veya değişik kalp hastalıkları nedeniyle beyine giden kan miktarında azalma olması
• Kanın yapısını bozan ya da beyindeki sinir hücrelerini yaralayan hastalıklar
Hastanın hekimi nöbete neden olan bir hastalığın tanısını koyduğunda “semptomatik epilepsi” adı verilir. Nedeni belirlenemezse “idiopatik epilepsi” adı verilir. 


Aura ne demektir?

Bazı hastalar nöbetin başlayacağını önceden hissederler. Hissedilenler hastadan hastaya değişiklik gösterir. Aura çoğunlukla hastaya nöbet sırasında başına gelebilecek kötü durumlara karşı önlem almaya yetecek zamanı sağlar. Bazı hastalar vücut ısılarında yükselme ve bir gerginlik ve sıkıntı hissederle. Bazı hastalar müzik sesleri duyar, bazı hastaların da burnuna kötü kokular gelebilir. Eğer hasta hekimine auranın nasıl olduğunu tam olarak anlatabilirse, hekimi nöbetin beyinin neresinden başladığına dair önemli ipuçları elde eder. Bazen nöbetler tedavi sonucu aura haline dönüşebilir. Hasta yalnızca aurayı hisseder ve arkasından nöbet gelmez. 


Epilepsi bir hastalık olarak ne zaman keşfedilmiştir?

Epilepsi bilinen en eski beyin rahatsızlığıdır. M.Ö. 2000 yılalrından bu yana eldeki yazılı metinlerde epilepsi tanımlanmaktadır. Ancak 19. yüzyılın ortalarına dek gerekli önem verilmemiştir. Nöbetleri kontrol etmek için 1857 yılında ilk kez yatıştırıcı ilaçlar kullanılmış, ilk kez 1929 yılında Dr. Hans Berger tarafından beyinin elektriksel aktivitesini kaydeden EEG bulunmuştur. 


Hangi tipte insanlarda epilepsi görülür?

Epilepsi her insanda görülebilir. Hepimizin beyninin nöbet geçirmeye karşı  elektriksel bir eşik değeri vardır. Her insanda görülebilecek olan kafa travması, enfeksiyonlar, beyin tümörleri, beyin damar hastalıkları gibi durumlar herhangibir yaş grubu, ırk ve cinsiyet gözetmeksizin epilepsiye neden olabilir. 


Farklı nöbet tipleri var mıdır?

Epileptik nöbetler birçok faklı tipte ortaya çıkar ve nöbet sıklığı ve biçimi hastadan hastaya değişiklikler gösterir. Epilepsinin sınıflandırılması uluslararası bir kuruluş olan “International League Against Epilepsy” adlı kuruluş tarafından yapılmaktadır. Bu kuruluş tarafından yapılan sınıflamaya göre nöbetler önce iki ana gruba ayrılmaktadır.
• Parsiyel (kısmi) nöbetler.
• Generalize (genel) nöbetler.
Her iki ana grup da kendi içinde basit parsiyel, kompleks parsiyel, absans, tonik-klonik ve diğer tipler gibi alt gruplara ayrılmaktadır.


Parsiyel (kısmi) ve generalize (genel) nöbetler arasında ne fark vardır?

Beyindeki anormal elektrik deşarjları beyinin bir alanında sınırlı kalıyorsa parsiyel nöbet sözkonusudur. Anormal deşarjlar tüm beyini tutuyorsa generalize nöbetin varlığından sözedilir. 


Parsiyel nöbetler nasıl olur?

Daha önceden fokal nöbet olarak bilinen parsiyel nöbetlerde bilinç kaybı gelişmediği için bunlara simple (basit) parsiyel nöbetler adı verilir. Bu tip nöbetlerde hasta garip ve alışık olmadığı duygular duyar, vücudun bir yarısında ani çekilmeler olabilir, işitmesi ve görmesi bozulur, midesinde bir rahatsızlık hisseder ve ani bir korku duygusuna kapılır. 
Yukarıda anlatılan bulgular “basit parsiyel nöbet” olarak adlandırılır. Bu bulguları bilinç kaybının eşlik ettiği genel bir nöbet izlerse bu kez bu duruma “aura” adı verilir. 


Kompleks parsiyel nöbetler nasıl olur?

Kompleks parsiyel nöbetler  bilinç kaybıyla birlikte komplike motor hareketlerle karakterizedir. Önceleri psikomotor nöbet ya da temporal lob nöbeti olarak adlandırılırdı. Nöbet sırasında hastanın sersemlemiş ve bilinci bulanmış bir görüntüsü vardır. Birden kalkıp yürümek, anlamsız mırıltılar, kafanın bir tarafa çevrilmesi, çiğneme hareketleri, ellerin ovuşturulması, elbisenin çekiştirilmesi gibi amaçsız hareketler ortaya çıkabilir. Bunlara “otomatizma” adı verilir ve hastalar bunları daha sonra hatırlamazlar. Çocuklarda bu tür nöbetler gözlerin bir noktaya dikilmesi ve ağız şapırdatma biçiminde ortaya çıkabilir. Nöbet yalnız bu hareketlerden oluştuğunda aşağıda tanımlanacak olan “absans” nöbetleriyle karıştırılabilir. 


Absans (petit mal) nöbetleri nasıl olur?

Generalize absans (petit mal) nöbetleri 5-15 saniyelik bilinç duraklamaları (dalmalar) tarzındadır. Bu zaman zarfında hasta boşluğa bakıyor gibidir ve gözlerini yukarı dikebilir. Absans nöbetleri öncesinde bir aura sözkonusu değildir ve hasta bilinç duraklaması olmadan önce ne yapıyorsa, nöbet sonrasında kaldığı yerden aynen devam eder. Tipik olarak çocuklarda oluşur ve buluğ çağında kaybolur. Ancak yaşla birlikte kompleks parsiyel nöbetlere ya da tonik-klonik nöbetlere dönüşebilir. Erişkinlik döneminde ender görülür. 


Tonik-klonik (grand-mal) nöbetler nasıl olur?

Tonik-klonik nöbetler, iki aşamalı genel kasılmalı nöbetlerdir.  Tonik aşamada hastanın bilinci kaybolur ve düşer. Vücudu katılaşmıştır, kolları ve bacakları uzamak istermiş gibi sabit biçimde kasılır. Klonik aşamada ise kollar ve bacaklarda silkinmeler tarzında kasılmalar ortaya çıkar. Kasılmalar bittikten sonar bilinç yavaş yavaş geri dönmeye başlar. Tonik-klonik nöbetler vücudun bir tarafında kasılmalarla başlarsa (parsiyel bir nöbetle başlarsa) nöbet öncesinde bir aura olabilir. Bu tür nöbetlere “sekonder (ikincil) generalize nöbet” adı verilir. 
Tonik-klonik nöbetler epileptik nöbetlerin en dikkat çeken, en dramatik tipi olmakla birlikte çok sık değildir. Tüm epilepsili hastaların %62’sinde parsiyel nöbetler ortaya çıkarken, kompleks parsiyel nöbetler hastaların %30’unda görülür. 

Diğer nöbet biçimleri nelerdir?

“Benign (iyi huylu) rolandik epilepsi” çocuklarda oluşan, yaşla sınırlanan (onlu yaşlarda sonlanır) bir epilepsi türüdür. Ağızdan salya akması, vücudun bir tarafında ağız  kolun çekilmesi tipik görüntüleridir. Nöbetler hemen daima geceleri oluşur. 


 “Juvenil myoklonik epilepsi” bir çocukluk dönemi ya da buluğ çağı epilepsisidir. Sabah uyandıktan 1-2 saat sonrasında kol ve bacaklarda çekilmeler ya da generalize tonik-klonik (grand-mal) nöbetlerle karakterizedir. Nöbetler uykusuz kalmak, alkol veya kahve içilmesiyle artar. Genellikle sabahları oluşma eğilimindedir. 


“Status” nöbetleri ne demektir?

“Status epileptikus” nöbet aralarında bilinç geri dönmeden nöbetlerin üstüste tekrarladığı duruma verilen tıbbi addır. Status epileptikus tıbbi acil bir durumdur. Yaşamı tehdit edebilir. Hastada bilincin açılmasına fırsat kalmadan nöbetler üstüste geliyorsa derhal tıbbi yardım uygulanmalıdır.


Yalancı nöbet ne demektir?

Eskiden psikojenik nöbet olarak adlandırılan “yalancı nöbet” ler sanıldığından daha sıktır ve epilepsisi olmayanlarda görüldüğü gibi epileptik nöbeti olanlarda da görülebilir. Nöbet atakları bilinçli ya da bilinçsiz olarak daha fazla yardım ve dikkat çekmek amacıyla tetiklenir. Nöbetler hızlı solumayla başlar ve mental stres, gerginlik ve ağrıyla tetiklenir. Yalancı nöbet geçiren hasta çok hızlı soluduğu için vücudunda karbondioksit yapımı artar ve vücudun biyokimyası değişir. Bu durum hastada yüzde, kollar ve bacaklarda iğnelenmeler, seyirmeler, kesılmalar ve sertleşme biçiminde gerçek epileptik nöbete benzer bulguların ortaya çıkmasına yol açar. Tedavisinde hastaya sakin davranmak ve normal soluyana dek beklemek gereklidir. Tedavisinde kuşkusuz hastanın yalancı nöbet geçirmesine neden olan mental ve duygusal durumların araştırılması gereklidir. 


Nöbetler ne kadar sürer?

Nöbet tipine bağlı olarak değişir. Birkaç saniye sürebileceği gibi birkaç dakikaya kadar uzayabilir. Çok ender durumlarda birkaç saat sürdüğü de görülmüştür. Sözgelimi tonik-klonik nöbetler 1-7 dakika içinde sonlanır. Absabs nöbetleri yalnızca birkaç saniye sürerken, kompleks parsiyel nöbetler 30 saniye ile 2-3 dakika arasında sonlanırlar. “Status epileptikus” nöbetlerin arka arkaya geldiği özel bir durumdur ve ciddi tıbbi yardım gerektirir. Diğer nöbetler ise genellikle kısadır ve tıbbi yardım olmaksızın ya da çok az bir tıbbi yardımla kendi kendilerine biterler. 


“Küçük” ya da “basit epilepsi” olarak adlandırılabilecek nöbetler var mıdır?
Toplam 30’un üzerinde nöbet çeşidi vardır. Uzun sürebilen bazı tonik-klonik kasılmalar hastanın üzerinde kısa süreli nöbetlere oranla daha fazla fiziksel ve mental etki oluşturabilir. Bazı hastalar her birkaç saatte bir nöbet geçirirken bazı hastalar da ayda ya da yılda bir kez nöbet geçirirler. Bazı nöbetler ilaçlarla bütünüyle kontrol edilebilirken, bazı nöbetler ilaç tedavisine rağmen devam edebilir. 
Epilepsi kalıtımsal mıdır?
Hastaların büyük çoğunluğunda epilepsi kalıtımsal değildir. Nöbete neden olan kalıtımsal bir hastalık sözkonusu ise, hastalığın kalıtımla geçme şansı vardır. Epilaptik bir hastanın çocuğu kalıtım yoluyla epileptik olmaz. 
Epilepsi bulaşıcı mıdır?
Epilepsi hiçbir yolla bulaşmaz. Epileptik bir hastayla konuşmak, öpmek, dokunmak vb hiçbir yolla epilepsi bulaşıcı değildir. 
Virüsler epilepsiye neden olabilir mi?
Bir enfeksiyon hastalığı aynı zamanda epilepsiye neden olabilir. Menenjit ve viral ensefalit gibi beyin zarı ya da beyin iltihapları sonrasında epilepsi gelişebilir. Daha düşük olasılıkla da kızamık, kızamıkçık, difteri ve abseler sonrasında epilepsi ortaya çıkabilir. 
Değişik durumlar epileptik nöbeti başlatabilir mi?
Bazı çevresel nedenler epileptik hastalarda nöbet uyanmasına neden olabilir. Özellikle ışık çakmaları ya da karanlık bir ortamdan aniden çok aydınlık bir ortama çıkış nöbete neden olabilir. Bazı hastalar gürültüye karşı, bazı hastalar da monoton seslere karşı duyarlıdır. Önemli olan hastanın hangi çevresel nedenlerin kendisinde nöbete neden olduğunu öğrenmesi ve önlem almasıdır. 
Işık çakması nöbet başlatabilir mi?
“Fotosensitif epilepsi” (ışığa duyarlı epilepsi) adı verilen bir tür nöbette ışık çakması nöbete neden olur. Bu tür nöbetler genellikle 6-12 yaş arasındaki kız çocuklarında ortaya çıkmakla birlikte, herhangibir yaş ve cinsiyette de ortaya çıkabilir. 
Değişik yiyecek ya da içecekler nöbete neden olabilir mi?
Epileptik hastalar yedikleri ve içtiklerinin düzenli olmasına dikkat etmelidir. Hekime danışılmadan alınacak bazı ilaçlar, bazı hazır besinlerdeki katkı maddeleri hastanın kullanmakta olduğu ilaçla etkileşerek nöbete neden olabilir. Alkol nöbet eşiğini önemli ölçüde düşürür. 
Uyku bozukluğu nöbete neden olabilir mi?
Uyku bozukluğu nedeniyle hastanın yeterli uyuyamaması ve uzun süreli uykusuzluklar nöbete neden olabilir. Aynı biçimde yüksek ateş, vücut kimyasındaki değişiklikler de nöbete neden olabilir. Hasta hangi durumların nöbete neden olduğunu öğrenerek bu durumlardan kaçınmalıdır. 
Kan şeker düzeyinin düşmesi nöbete neden olabilir mi?
Hipoglisemi (kan şekerinin düşmesi) nöbete neden olabilir. Uygulanan diyet ya da insülin kullanılması nedeniyle kan şekeri düşecek olursa nöbet ortaya çıkabilir. Burada anormal beyin aktivitesine bağlı gerçek bir epilepsi sözkonusu değildir. Nöbetler doğrudan kan şekerinin düşmesiyle ortaya çıkar. 
Yapay tatlandırıcılar (Aspartame-Nutrasweet)  nöbete neden olabilir mi?
1984 yılında büyük miktarlarda Aspartame alınmasının nöbet eşiğini düşürerek nöbet sıklığını arttırdığına dair 3 rapor yayımlanmıştır. ABD’nin Atlanta eyaletinde “Hastalık Kontrol Merkezi” nin yaptığı çalışmalarda normal dozlarda kullanımın herhangibir nöbet arttırıcı etkisine rastlanmamıştır. Son dönemlerde Aspartame’ın generalize absans nöbeti olan çocuklarda kullanılmaması gerektiği bildirilmiştir. ABD’de Queen Üniversitesi’nde yapılan çalışmalarda absans nöbeti olan hastalarda Aspartame kullanılmasıyla beyindeki bozuk dalga aktivitesinin %40 oranında arttığı gösterilmiştir. Ancak nöbet sıklığının arttığına dair bir bulgu elde edilememiştir. Bu konudaki çalışmalar tüm dünyada devam ettirilmektedir. 
Alkol nöbete neden olabilir mi?
Alkol nöbet eşiğini düşürerek nöbete neden olabilir. Alkolün ayrıca antiepileptik ilaçlarla (nöbete karşı kullanılan ilaçlar) önemli miktarda geçimsizliği de vardır. Alkole benzer olarak kokain ve amfetamin gibi maddelerin kullanılması da nöbete neden olur. Ayrıca başka hastalıkları tedavi amacıyla kullanılan ilaçlar da antiepileptik ilaçlarla ters yönde etkileşerek (onların etkinlik seviyesini azaltarak) nöbete neden olabilir. 
Nöbet geçiren bir hastaya nasıl yardım edebilirim?

Nöbet geçirmekte olan bir hastaya yapılacak ilk yardım nöbetin tipine göre değişir. Bazı nöbetlerde ilk yardım gerekliyken bazı tip nöbetlerde hiçbirşey yapılmaz. 

• Tonik-klonik (Grand Mal) Nöbetler:
Bu tipteki nöbetler son derece dramatik ve korkutucudur. Ancak bilinmelidir ki nöbet geçiren hastanın bilinci yerinde değildir ve hasta ağrı duymaz. Nöbet genellikle birkaç dakika içinde kendi kendine sonlanır ve ileri bir yardım yapılması gerekmez. Basitçe yapılabilecekler şunlardır:

1. Sakin olun. Nöbet bir kez başladıktan sonra durdurma şansınız yoktur. Nöbetin bitmesini bekleyin. Hastayı kendine getirmeye çalışmayın.
2. Hastayı yavaşça yere yatırın ve giysilerini gevşetin.
3. Hastanın çevresindeki hastayı yaralayabilecek sert, keskin ya da aşırı sıcak nesneleri ortamdan uzaklaştırın. Mümkünse hastanın başının altına yastık ya da onun yerine geçebilecek bir nesne koyun.
4. Hatanın ağzından salya ya da köpük geliyorsa hastanın yan yatmasını sağlayın. Böylece salya ya da köpüğün nefes borusuna kaçmasını önlemiş olursunuz. 
5. Hastanın ağzına kesinlikle herhangibir madde yerleştirmeyiniz.
6. Nöbet bittikten sonra hasta dinlemek ya da uyumak ihtiyacı duyabilir.Hastanın bu ihtiyacını karşılayınız. 
7. Nöbet bittikten sonra hasta önceki durumuna dönecektir. Ancak nöbet sırasında hasta evinde değilse ve nöbet sonrasında uykuya eğilimli, bilinci bulanık gibi görünüyorsa hastaya evine kadar eşlik ediniz ya da bir refakatçıyla evine gönderilmesini sağlayınız. 
8. Nöbet geçiren bir çocuksa mutlaka ebeveynleriyle ya da yakınlarıyla ilişki kurup haberdar ediniz.
9. Hastanın bir nöbeti bitmeden bir diğer nöbeti başlıyor ve böyle devam ediyorsa ya da tek bir nöbeti 10 dakikadan daha uzun sürüyorsa mutlaka bir acil tıbbi yardım ekibinin hastanın yanına gelmesini sağlayınız.

• Absans (Petit Mal) Nöbetler:
İlk yardım gerektirmez.


• Kompleks parsiyel (Psikomotor veya Temporal Lob) Nöbetler:

1. Hastayı zaptetmeye çalışmayın. Çevresindeki batıcı yakıcı nesnelerden hastayı koruyun.
2. Hasta amaçsız ve başıboş biçimde dolaşmaya başlarsa hastayla birlikte kalın ve sakin biçimde konuşmaya çalışın.

• Basit-parsiyel (Fokal) nöbetler:
      İlk yardım gerekmez.


Çocuğum uykusunda nöbet geçirirse ne yapmalıyım?

Uykusunda nöbet geçiren çocuk uyanacaktır. Böylece ebeveynler nöbet bozukluğu olduğunu bildikleri çocuklarının gece uykusunda da nöbet geçirdiğini öğrenmiş olurlar. Çocukta kusma gibi soluk almasını bozacak bir durum sözkonusu değilse yukarıda anlatılanlardan farklı bir yardım yapılmaz.
 
Epilepside tanı nasıl konur?
Epilepsili bir hastaya tanı konması ve hastanın değerlendirilebilmesi için hekimin, hastanın nöbet öncesindeki, nöbet sırasındaki ve nöbet sonrasındaki görünümü ve davranışlarına ilişkin  bilgilendirilmesi gereklidir. Hastanın ailesinin hastalık öyküsü de hekim için önemlidir.  
Bu bilgilerin ardından değişik  tanı yöntemleri uygulanır. Epileptik hastalarda uygulanan tanı yöntemleri sayfa .... te  geniş biçimde anlatılmıştır.
Hangi hekimler epilepside tanı koyup tedavi uygulayabilirler?
Bu alanda tanı ve tedavi uygulayabilecek hekimleri 3 gruba ayırabiliriz. Birincisi hekimlik diplomasına sahip her hekim epilepsi tanısı koyup ilaç tedavisi verebilir. İkinci grupta tıbbın sinir sistemi hastalıkları (Nöroloji) dalında uzmanlaşmış hekimler sözkonusudur. Bu alanda uzmanlaştıkları için uygulanan tedavinin takip edilmesi, konan tanının doğrulanması açısından daha uzmanlaşmış bilgilere sahiptirler. Bu grupta Çocuk Hastalıkları Uzmanı olan hekimler özellikle belirtilmelidir. Tüm epileptik hastaların üçte ikisi 14 yaşından önce hastalıkla karşılaştıkları için bu alanın uzmanları epilepsi konusunda özellikle dikkatlidirler.  Üçüncü grupta ise “Epilepsi Merkezleri” yer alır. Epilepsi merkezleri nörolog, beyin cerrahı, psikiyatrist, psikolog, nöroradyolog ve ileride anlatılacak EEG ve monitorizasyon konusunda uzmanlaşmış tıbbi teknisyenlerden oluşan geniş bir ekibi barındırırlar. Bu ekipte çalışan tüm uzmanlar büyük oranda epilepsi ile uğraşan hekim ve teknik kadrolardır. 
Epileptik bir hastanın EEG’si normal olabilir mi?
EEG beyinin yüzeyindeki elektriksel aktiviteyi kısıtlı süreyle kaydeden bir inceleme yöntemidir. Hastanın anormal dalgaları beyinin derin yapılarından kaynaklanıyorsa ya da EEG çekildiği süre içinde anormal dalga ortaya çıkmıyorsa hasta epileptik olmasına karşın EEG’si normal olarak değerlendirilebilir. 
Epileptik olmayan bir insanın EEG’si anormal olabilir mi?
Epilepsisi olmayan birçok kişinin EEG’sinde epileptiform (epileptik gibi) aktiviteye rastlanabilir. Ancak bu o insanın nöbet bozukluğu olduğu anlamına gelmez. Çekilmiş olan EEG’lerin değerlendirilmesi ileri derecede tecrübe ve bilgi isteyen bir iştir. Epilepsi teşhisi hastanın klinik bulgularıyla birlikte EEG ve diğer incelemelerin değerlendirilmesiyle konur.  
Çocukta absans nöbeti nasıl olur?
Absans nöbeti geçiren bir çocuğu seyrettiğinizde gündüz rüya görüyor ya da gözlerini boşluğa dikmiş gibi görürsünüz. Bilincin bu ani ve kısa süreli kaybolduğu absans nöbetinde görülen değişik durumlar şunlardır: Hasta gözlerini kırpıştırabilir, ağzıyla çiğneme hareketleri yapabilir, yüzünde, başında ya da kollarında silik ritmik hareketler oluşabilir. Nöbet sırasında çocuk sözlü ya da fiziksel uyaranlara cevap vermeyebilir. Nöbet biter bitmez de hemen eski haline dönüp kaldığı yerden yaptıklarına devam eder. Çocuğunuzda yukarıda anlatılan biçimde anormal hareketler gözlüyorsanız derhal bir epilepsi merkezine başvurmanızda yarar vardır.

Hangi durumlar yanlışlıkla epilepsi olarak değerlendirilebilir?
Alkol bağımlılarında alkol kesilmesi sonrasında ve ateşli durumlar ve hipoglisemide ortaya çıkan nöbetler yanlışlıkla epilepsi olarak değerlendirilebilir. Epilepsi olarak değerlendirilmemesi gereken diğer nöbetler ise beyin atakları, migren tipi başağrıları, kan damarlarının kireçlenmesi, narkolepsi adı verilen uyku bozuklukları ve psikojenik bazı bozukluklar gibi durumlarda ortaya çıkan nöbetlerdir. 
Nöbetler başkaları farketmeden oluşabilir mi?
Nöbet sırasında hastanın davranışları genellikle karşısındaki insanlarca farkedilir. Tüm vücutta katılaşma, kol ve bacaklarda kasılmalar, bilinç kaybı gibi bulgular genellikle son derece belirgindir. Ancak hastanın çevresini tanıyamaması, anormal duygular hissetmesi gibi durumlarda bulgular çok belirgin olmayabilir. Nöbet bulgularının hafif olması, nöbetin öneminin de az olduğu anlamına gelmez.
Epilepsinin kesin tedavisi var mıdır?

Epilepsinin ilaçlarla kesin tedavisi yoktur. Nöbetler ilaçlarla kontrol altına alınabilir ancak yok edilemez. İlaçlarla hiç nöbeti olmayan bir hastada ilaçların kesilmesi nöbetlerin başlamasına neden olur. Bazı epilepsi tipleri çocuklukta başlar ve erişkinlik döneminde kendiliğinden yokolur. Bazı hastalarda nöbetler kendiliğinden yokolabilir. Nöbetlerin tümüyle geçirilebildiği tedavi yöntemi ise cerrahi girişimdir. Ameliyatla nöbete neden olan anormal dokunun çıkartılması veya nöbet yollarının kesilmesiyle kalıcı ve kesin tedavi sağlanabilir.

Epilepsi öldürücü müdür?

Epilepsi nöbetleri daha önce anlatılan biri bitmeden diğeri başlayan nöbetler biçiminde oluştuğunda (status durumu) doğru biçimde tedavi edilmezse ölüme neden olabilir. Epileptik nöbetlerde ölüm nedeni genellikle çevredeki tehlikeli nesnelerin nöbet sırasında hastaya yaralamasına bağlıdır.

Başlıca tedavi yöntemleri nelerdir?

Epilepside başlıca iki ana tedavi yönteminden sözedilebilir. Birincisi ilaç tedavisi, ikincisi ise cerrahi tedavidir. 

Epilepside ilaç tedavisi nedir?

Epileptik nöbetlere karşı kullanılan değişik antiepileptik ilaçlar vardır. İlaçlar nöbetin şekline ve hastanın durumuna göre hekimi tarafından verilir. İlaçlar tek başına verilebildiği gibi birden fazla ilaç kombinasyon halinde de verilebilir.

Antiepileptik ilaçların hastalığı yok etmediği sadece nöbetleri kontrol ettiği unutulmamalıdır. İlaçların dozunun hekim kontrolü dışında azaltılması ya da kesilmesi nöbetlerin yeniden başlamasına neden olacaktır. 

İlaçlar epileptik nöbetleri nasıl kontrol eder?

Antiepileptik ilaçlar nöbet eşiğini değiştirerek ya da sinir hücrelerinden anormal elektrik deşarjlarını engelleyerek etki ederler. Bazı ilaçlar sinir hücresinden çıkmış olan anormal elektrik akımının beyinde yayılmasını engeller. Bazı ilaçlar da Klor iyonlarının sinir hücresi zarından akmasını arttırarak anormal elektrik akımı çıkmasını önlerler. İlaçların etki mekanizmaları ve yeni antiepileptik ilaçlar için birçok tıbbi araştırma yürütülmektedir. 

Epilepsi tedavisinde hangi ilaçlar kullanılmaktadır?

Tedavide kullanılan başlıca ilaçlar şunlardır:
Carbamazepine, phenytoine, primidone, valproate, clobazam, clonazepam, nitrazepam, phenobarbitol, valproic acid, ethosuximide, gabapentin, lamotrigine, vigabatrin. Aynı zamanda geliştirilmekte olan birçok ilaç da sözkonusudur. 
Hangi ilacın seçileceği hastanın nöbetinin tipine, ilaçların yan etkilerine ve hastanın yaşı ve genel durumuna bağlıdır. Nöbet kontrol edilene dek birden fazla ilaç denenebilir.   

Antiepileptik ilaçlar nöbetler üzerinde ne kadar etkilidir?

İlaç tedavisinde temel ilke monoterapi adını verdiğimiz tek ilaçla tedavini uygulanmasıdır. Binlerce hastanın ilaçlarla tedavi edilmesiyle elde edilen sonuçlar şöyle sıralanabilir:
• Doğru tanı konduktan sonra verilen doğru ilaçla nöbetlerin kontrol altına alınma oranı %70’tir. 
• İlk ilaç etkili değilse ikinci ilaçla başarılı olma şansı %40’tır.
• İki ilacın da yararı olmadığı geriye kalan %18 hastada birden fazla ilacın birarada kullanılması ya da 3. bir ilacın kullanılmaya başlaması nöbetlerin kontrolüne yetmeyecektir. Bu durumda nöbet kontrolü sağlansa bile en fazla 1 yıl süreli olmaktadır. Kalan %18 hastada ilaçlar nöbetlerin ancak kısmen kontrol edilebilmesini sağlayabilirler.
• Birden fazla ilacın kullanılması, ilaçların yan etkilerinin artması ve ilaç etkileşimleri nedeniyle yeterli kan ilaç seviyesinin tutturulamaması nedeniyle sık tercih edilmemektedir.
• Tüm bu nedenlerle günümüz tıbbında artık, çok az sayıda sınırlı hasta dışında 3 ya da daha çok ilaçtan oluşan kombinasyonlar artık kullanılmamaktadır.

İlaçların yan etkileri var mıdır?

Her ilacın olduğu gibi antiepileptik ilaçların da yan etkiler sözkonusudur. Broşürün sonunda tüm antiepileptik ilaçların yan etkilerini toplu halde bulabilirsiniz.

İlaç kan seviyesi ne demektir?

İlacın hastanın kanındaki miktarıdır. Basit bir yöntemle hastanın damarından az miktarda kan alınarak ölçülür. Ölçümün sağlıklı olması için hastadan kanın, sabah aç karnına ve ilacını almadan önce alınmış olması gereklidir. 

İlacın hasta üzerinde etkili olabilmesi için kanda belli miktarda bulunması gerekmektedir. Aynı zamanda belli bir miktarın üzerinde bulunması da zehirleyici etki yapabilir. Bu nedenlerle ilacı veren doktorun uygun göreceği zaman aralıklarında ilaç kan seviyesi tayin edilerek ilaç ayarlaması yapılır.


İlaç kan seviyesi normalden fazla olursa hangi bulgular ortaya çıkar?

İlaç seviyesi normalin üstüne çıkarsa uyuşukluk, bilinç bulanıklığı, bulantı, çift görme gibi kullanılan ilaca göre değişen yan etkiler ortaya çıkar. Bu durumda kullanılan ilacın dozunu azaltmak gereklidir.

Epilepsili tüm hastalara ilaç verilmesi gerekli midir?

Epilepsinin başlangıç tedavisi ilaçlarla yapılır. Bu nedenle tüm hastalar ilaç kullanmalıdır. Kullanımda olan değişik ilaçlar vardır. Nöbetin tipine göre değişik ilaçlar kullanılmaktadır. Epilepsili hasta 3-4 yıl gibi sürelerle nöbet geçirmezse hekimi ilacın yavaş yavaş kesilmesine karar verebilir.

Epilepsili çocuğun büyürken nöbetinin yokolma şansı nedir?

Bu soruya cevap vermek son derece güçtür. Bazı çocuklar büyürken nöbetleri kaybolur. Bazı çocuklarda ise nöbetler yaşam boyunca devam eder. Benign Rolandik Epilepsi adı verilen bazı nöbetler çocuk büyüyünce kesinlikle kaybolur. Çocukluk çağı absansı adı verilen bazı nöbetler genellikle kaybolur. Juvenil Myoklonik Epilepsi adı verilen bir tür çocukluk dönemi epilepsisi ise kesinlikle kaybolmaz ve yaşam boyu devam eder. Hangi tip nöbetin kaybolacağını kesinlikle söylemek zor olmakla birlikte, epilepsi tanısı konduğunda tedavinin başlatılması şarttır.  

Epilepsili hastalar için özel bir diyet var mıdır?

Dengeli beslenmek ve düzenli bir yaşam şekli nöbet kontrolünün sürdürülmesinde önemli ölçüde yardımcıdır. Aşırı kilo kaybı kimyasal ya da metabolik dengesizliğin göstergesidir. Bazı epilepsi ilaçları bir kısım hastalarda beslenme bozukluklarına neden olabilir. Böyle hastalarda diyetin düzenlenmesi gereklidir. Ayrıca epileptik hastalarda, çocuklarda etkili olduğu bilinen Ketojenik diyet ten sözedebiliriz.

Ketojenik diyet nedir?

Ketojenik diyet lipid (yağ) ve yağlardan zengin ve protein ve karbonhidratlardan fakir diyet demektir.Lipid ve yağların fazla miktarda alınması vücut metabolizmasında “ketozis” adı verilen durumu yaratır. Sözkonusu metabolik durum bazı çocuk hastalarda nöbet eşiğini yükselterek nöbetleri azaltır. Ancak bu diyetin çok dikkatli ve hekim kontrolünde verilmesi gereklidir.


Epilepsili hastalar normal bir yaşam sürebilir mi?

Normal yaşam aktivitesini sürdüren hastaların nöbetleri daha az olmaktadır. Bazı tehlikeli teknik ekipmanların kullanılması dışında epileptik hastalar normal çalışma yaşamında yer alabilirler. 

 

 

Epilepsili hastalar sağilıklı olmak için neler yapabilirler?

Tüm diğer hastalıklarda olduğu gibi genel sağlık durumunun iyi olması çok önemlidir. Diyet, egzersiz, istirahat, stresin azaltılması, alkol ve uyuşturuculardan kaçınma ve düzenli bir yaşam epilepsinin hasta üzerindeki etkilerini azaltır.

Hastanın epilepsisi olduğunu kimler bilmelidir?

Epilepside açıklık ve durumu olduğu gibi kabullenmek şarttır. Hasta çocuğun öğretmeni durumu mutlaka bilmeli ve nöbetin tipi, nasıl geliştiği, sıklığı ve nöbet sırasındaki ilk yardım gereksinimleri konusunda bilgi sahibi olmalıdır. Durumu işverenlere anlatmanın avantaj ve dezavantajları vardır. 

Epilepsili hastalara karşı toplumda önyargılar var mıdır?

Toplumda epilepsili hastalara karşı önyargıları gidermek için bazı çalışmalar yapılmakla birlikte, rastlanabilecek ayrımcı veya reddetme biçimindeki tavırlar epilepsili hastalara yaşamlarında güçlükler çıkartabilmektedir. Bu konuda daha fazla çalışmalar yapılması ve epilepsili hastaların da bu çalışmalara aktif biçimde katılmaları gerekmektedir. Bunlara ek olarak hastanın ailesi ve arkadaşları gereksiz biçimde aşırı korumacı ve kısıtlayıcı davranabilirler. 

Epilepsili hastalar çocuk sahibi olabilir mi?

Nöbetlerinin kontrolü için ilaç alan epilepsili kadın hastalar çocuk sahibi olmak istediklerinde dikkatli olmalıdırlar. Normal bireylerin doğumlarında, çocuklarının doğumsal bozukluk gösterme şansı %2-3’tür. Epileptik nöbetleri olup ilaç kullanmayanlarda bu oran %0.5 daha fazladır. Nöbetlerinin kontrolü için tek ilaç alanlarda bu oran %6-7’ye yükselir. Farklılık kullanılan ilaç nedeniyledir. Birden fazla ilaç kullanılması durumunda çocukta doğumsal bozukluk riski daha da artar. Nöbete karşı kullanılan ilaçların yarattığı bu riske karşın, hamilelikte nöbetlerin sıklığı ve şiddeti artacağı için hamilelikte de ilaçların kullanılması gereklidir. Aksi takdirde geçirilecek nöbetler hem anneye hem de çocuğa daha büyük zararlar verebilir. Tüm bunlar gözönüne alınarak hamileliğe hekimle birlikte karar verilmelidir. Hekim, hamilelik sırasında ilaçları azaltabilir, kesebilir ya da değiştirebilir. Epileptik bir hasta, hamilelik nedeniyle hekimine danışmadan ilaçlarında kendi başına bir değişiklik yapmamalıdır. 

Antiepileptik ilaçlar emzirmeyle bebeğe geçer mi?

Antiepileptik ilaçlar anne sütüne geçmekle birlikte bebeği etkilemeyecek dozlarda olduğu saptanmıştır. Ancak, antiepileptik ilaç kullanılırken bebek emzirmek gerekiyorsa, hekime mutlaka danışılmalıdır.

Epilepsili hastalar araba kullanabilir mi?

Bu konuda yasalarda kısıtlayıcı bir madde yoktur. Ancak hem kendi hem de diğer insanların can güvenliği açısından bu konuda hekimiyle tartışarak karar verilmelidir.

 

Epilepsili hastalar yüzebilir mi?

Epilepsili hastalar kesinlikle yanlız başına yüzmemeli ve göl, nehir, açık deniz gibi alanlardan çok, sürekli kontrolün sağlanabildiği yüzme havuzlarını tercih etmelidir.

Epilepsi okulda sorun yaratabilir mi?

Uzun süren nöbetler beyinde bozulmaya ve hafıza sorunlarına neden olabilir. Epilepsili çocuklarda aynı zamanda öğrenme güçlükleri ve konsantrasyon bozuklukları görülebilir. Bu bozukluklar epilepsiyle beraber olabilen diğer nörolojik hastalıklara ya da kullanılan ilaçlara bağlı olabilir. 

Epilepsili çocukta okulda akademik ya da sosyal problemler ortaya çıkıyorsa, okul yöneticileri, idarecileri ve hastanın hekimi işbirliği yapmalıdır. Epilepsili çocuklar okuldaki düzenli aktivitelere, spor da dahil olmak üzere mutlaka katılmalıdır. 


EPİLEPSİDE  TANI  YÖNTEMLERİ

Epilepsi tanısında kullanılan birçok inceleme yöntemi sözkonusudur. Bu yöntemleri kullanırken, en basit ve kolay olanından zor olanına doğru gidilmesi gereklidir. 

1. EEG (Elektroensefalografi): 
Beyin hücrelerinden çıkan elektrik akımlarının yazdırılmasıdır. Yöntem uygulanırken kafanın belli bölgelerine özel macunlar kullanılarak elektrodlar yapıştırılır. Beyinin belli bölgelerinden çıkan akımlar bilgisayarda kaydedilir ve incelenir. Epilepsi alanında tecrübeli hekimlerce değerlendirilmelidir. EEG beyinin derin bölgelerinden çıkan dalgaları kaydedemez. Bazı özel tip dalgalar görülebilirse hangi tip epilepsi olduğu konusunda fikir verebilir. Dezavantajı beyin dalgalarının kısıtlı bir süre için kaydedilebilmesidir.

Hasta için kesinlikle zararlı değildir. İnceleme sırasında beyine elektrik verilmesi sözkonusu değildir. İnceleme sırasında hastadan derin soluk alması istenerek, hastaya flaş ışığı gösterilerek değişik çekimler yapılır.

Bir gecelik uykusuzluk sonrası çekilen uyku kısıtlılık EEG’si, 2-3 saat süreyle çekilen uyku EEG’si gibi değişik çekimler yapılabilir. Hangi tip EEG’nin çekileceği hekiminiz tarafından belirlenecektir. 

2. MRG (Magnetik Rezonans Görüntüleme):
Beyin dokularının ayrıntılarıyla incelenmesini sağlayan bir görüntüleme yöntemidir. Beyinde epilepsiye neden olabilecek doğuştan bozukluklar, tümör, damar yumakları, enfeksiyon vb. hastalıklı yapıların ortaya çıkartılmasını sağlar.

Epilepside şakak lobu, hipokampus gibi bazı bölgelerin özenle incelenmesi gerekebilir. Bu nedenle MRG taleplerinde epilepsili bir hasta için istendiği özellikle belirtilmelidir. 

 

3. Uzun Süreli Video-EEG Monitorizasyon
Beyin dalgalarıyla eşzamanlı olarak hastanın görüntüsünün videoya kaydedilmesidir. En az 24 saat süreyle uygulanır. İki türlü video monitorizasyondan sözedilebilir.

Noinvaziv Monitorizasyon: Bu yöntemde elektrodlar, tıpkı normal EEG çekilirken yapıldığı gibi hastanın kafasına dışarıdan yapıştırılır. Uygulama sırasında hasta yatırıldığı odada dilediği gibi hareket edebilir. Televizyon seyredebilir. Bu yöntemle bozuk dalgaların tam olarak beynin hangi bölgesinden çıktığı ve yayılım biçimi belirlenebilirse hastaya gereken ameliyat uygulanır. Belirlenemezse ikinci monitorizasyon yöntemine geçilir. 
 
 

Şekil.2. Noninvaziv monitorizasyon uygulanan hastanın nöbet sırasındaki görünümü.


İnvaziv  Monitorizasyon: Bu yöntemde beyne elektrodlar yerleştirilir. Böylece doğrudan hastanın beyninden kayıtlama yapılır. Nöbetin başlangıç yeri ve yayılım biçimi büyük bir kesinlikle belirlenmiş olur. 

 
Şekil.3. İnvaziv monitorizasyon için beyne yerleştirilen şerit elektrod

 

 


Şekil.4. İnvaziv monitorizasyon için beyne yerleştirilmiş olan ızgara elektrodlar

 

Şekil.5. İnvaziv monitorizasyon sırasında nöbet geçiren hasta

 

 

EPİLEPSİ  CERRAHİSİ
Değişik epilepsi tiplerinde cerrahi tedavinin başarı şansı yüksektir. Cerrahi tedavi epilepside son başvurulacak yöntem olmayıp, ciddi bir tedavi alternatifidir. Tüm epilepsi hastaları cerrahi tedaviye aday değildir. Saptanan epilepsi türüne göre cerrahi tedavinin yarar sağlayıp sağlamayacağı doktorunuz tarafından size ayrıntılı olarak anlatılacaktır. 
Cerrahi tedavinin yararları ve riskleri ameliyatı yapacak doktorla ayrıntılı biçimde tartışılmalıdır. 
Ameliyat öncesinde çeşitli testlerin yapılması gerekebilir. Bunlardan en önemlisi uzun süreli video-EEG monitorizasyondur. Hastaların bir bölümünde ise uygulanacak ameliyat şekline karar verebilmek için once beynine elektrod yerleştirilmesi gerekebilir. Bu tür hastalar iki ameliyat geçirmek zorunda kalacaklardır. 
Epilepsi nedeniyle ameliyat olmak, nöbetlerin tümüyle geçmesini garanti etmez. Bir bölüm hastada nöbetler tümüyle sonlanırken, bir bölüm hastada ise nöbetlerin şiddet ve sayısı azalmaktadır. 
Epileptik nöbetlerin cerrahi tedavisinde bir diğer yöntem de boyundan geçen vagus sinirine takılan bir pil aracılığıyla beyine aralıklı uyarılar yollamaktır. Vagus siniri stimülasyonu (VNS) adı verilen bu yöntem günümüzde birçok hastada başarıyla kullanılmıştır. 
Epileptik nöbetler beyinde anormal elektriksel aktivite oluşması sonucunda ortaya çıkar. Beyinde nöbet oluşturan alanların cerrahi yolla çıkartılması tüm dünyada 50 yıldır başarıyla uygulanmaktadır. Çıkartılması gerekli beyin alanlarının saptanmasında uygulanan yeni yöntemler ve cerrahi tekniklerin ileri derecede gelişmesi son derece başarılı sonuçlar alınmasını sağlamaktadır. Cerrahi girişimler hem çocuklarda hem de erişkinlerde başarıyla uygulanmaktadır. 
Cerrahi tedaviye karar verebilmek için aşağıdaki soruların cevapları verilmiş olmalıdır:
• Problem gerçekten epilepsi midir?
• Saptanan nöbet tipinde yapılması düşünülen ameliyat etkili midir?
•  Antiepileptik ilaçlar doğru biçimde kullanılmış mıdır?
• Ameliyat edilmezse hastanın durumu daha kötüye gider mi?
• Ameliyat edilmezse hastanın durumu daha iyiye gider mi?
• Ameliyatın yararları risklerin fazla mıdır?
• Ameliyat edilmesi gerekli beyin bölgesinde ameliyat güvenli biçimde yapılabilir mi?
Yukarıdaki sorular her hasta için hastalık öyküsüne, fizik muayenesine, tıbbi kayıtlarına ve ameliyat öncesi test sonuçlarına göre değişecek özel sorulardır. Bu soruların ışığında ameliyata karar vermek en sağlıklı davranış olacaktır. 
Epilepsinin cerrahi tedavisinde farklı tipte ameliyatlar yapılmaktadır. Yapılan ameliyatlar iki ana gruba ayrılabilir.
1. Nöbet oluşturan beyin alanlarının çıkartılması.
2. Nöbet yayılım yollarının kesilmesi. 
İlk gruptaki ameliyatlar aşağıdaki gibi sıralanabilir. 
• Lobektomi
• Selektif amigdalohipokampektomi
• Hemisferektomi
• Gyrektomi
• Lezyon eksizyonu

İkinci gruptaki ameliyatlar ise:
• Korpus kallozotomi ve
• Multipl subpial kesiler’dir. 
Lobektomiler:
Herbir beyin yarımküresi 4 ana bölüme ayrılır. Bu bölümlere lob adı verilir. Herbir beyin yarımküresinde frontal lob, temporal lob, parietal lob ve oksipital lob olmak üzere 4 ana bölüm vardır. Nöbetlerin beyinin sadece bir bölümünden başlayıp yayıldığı ve her nöbetin bu aynı yerden kaynaklandığı ameliyat öncesi incelemelerle kanıtlanıyorsa ameliyatla bu bölüm çıkartılır. Bu ameliyata da çıkartılan lobun adı verilerek frontal lobektomi, temporal lobektomi vb. adı verilir. 
Geçmişte tam olarak yapılan lobektomiler bugün artık şekil değiştirmiştir. Lobun tam olarak çıkartılması yerine artık sadece nöbet alanının tesbit edilmesi ve lobektomi ameliyatının boyutunun küçültülmesi tercih edilmektedir. Bu amaçla ameliyat öncesinde yapılacak bir ilk ameliyatla beyinin ilgili bölgesine elektrik akımını ölçen elektrodlar yerleştirilmekte ve nöbet alanının haritası çıkartılmaktadır. 

Selektif amigdalohipokampektomi: 
Beyin loblarından en sık temporal lob kaynaklı epileptik nöbetler görülmektedir. Geçmişte temporal lobektomi ameliyatı çok yaygın olarak kullanılmaktaydı. Ancak günümüzde temporal lobdan kaynaklanan nöbeti olduğu saptanan hastalarda nöbet alanının temporal lobun neresinde olduğu da belirlenebilmektedir

 
Şekil.8. Temporal lob içinde  çıkartılan değişik bölgeler
Anormal elektrik deşarjlarının çıktığı yer, sadece lobun iç bölümündeki hipokampüs adı verilen bölge ise temporal lob yerinde bırakılarak sadece bu bölge çıkartılmaktadır. Böylece çıkartılacak beyin dokusu miktarı en aza indirilmektedir. Bu ameliyata da selektif amigdalohipokampektomi adı verilmektedir.
Kuşkusuz bu ameliyatın yapılabilmesi için “uzun süreli video-EEG monitorizasyon” gibi ileri incelemelerin yapılması, kimi zaman da bir diğer ameliyatla beyin içine elektrod yerleştilmesi gerekmektedir.  
Hemisferektomi:
Herbir beyin yarımküresine tıpta “hemisfer” adı verilir. Yani beyin sağ ve sol olmak üzere iki hemisferden oluşmuştur. 
Bazı çocuk hastalarda özellikle değişik hastalıklar sonucu beyinin bir hemisferi olduğu gibi bozulabilir ve bozuk hemisferin her tarafından bozuk elektrik akımları çıkarak nöbetlere neden olabilir. Bu durumda bozuk hemisferin tamamının çıkartılması gerekecektir. Bu ameliyata “hemisferektomi” ameliyatı adı verilir. 
Böyle bir ameliyattan sonra çıkartılan hemisferin tüm işlevlerinin kaybolacağı düşünülebilir. Ancak çocuklarda kalan hemisfer, çıkartılan hemisferin işlevlerini üzerine alır. Buna karşın çıkartılan hemisferin karşı tarafındaki vücut yarısında bir miktar kas güçsüzlüğü ve görme alanının o tarafında görme kaybı ortaya çıkacaktır. 
Gyrektomi:
Bilindiği gibi beyin pürüzsüz ve düz bir yüzeye sahip değildir. Beyinin iç bölümündeki beyaz cevherin üstü gri cevher yani beyin kabuğu ile kaplıdır. Beyin kabuğu, alanını artırmak üzere kendi üzerine katlanarak girintili çıkıntılı bir yapı oluşturur. Beyindeki çıkıntılara gyrus adı verilir. 
Bazı durumlarda nöbet alanının beyindeki bir ya da daha çok gyrus olduğu saptanırsa lobektomi yapmak yerine ilgili gyruslar çıkartılır. Bu ameliyata da “gyrektomi” adı verilir.  

Lezyon eksizyonu:
Bazı hastalarda nöbetlere bir tumor, damar yumağı, geçirilmiş bir enfeksiyon ya da kafa travmasının beyinde oluşturduğu nedbe dokusunun çevre beyin dokusu üzerinde yarattığı etki neden olur. Bu durumlarda ameliyatla bu hastalıklı doku çıkartılır. Hastalıklı dokunun çıkartılmasına da “lezyon eksizyonu” ameliyatı adı verilir.
 Korpus kallozotomi:
Nöbet yayılım yollarının kesilmesine yönelik bir ameliyattır. Kontrol edilemeyen generalize kasılmalarla karakterize büyük (grand mal) nöbetlerde, düşme ataklarında ve yaygın çekilme nöbetleri olan hastalarda kullanılır. Bu tip nöbetler beyinin her iki tarafını birden etkileyen, her iki beyin yarımküresinde başlayıp büyük bir hızla karşı tarafa geçen nöbetlerdir. 
Korpus kallozotomi ameliyatı sırasında beyinden bir doku çıkartılması sözkonusu değildir. Her iki beyin yarımküresini birbirine bağlayan köprüye “korpus kallozum”, bu köprünün uzunlamasına önden arkaya ikiye ayrılması ameliyatına da “korpus kallozotomi” adı verilir. 
 
Şekil.9. Korpus kallozotomi ameliyatı

Ameliyat iki aşamada yapılır. İlk aşamada köprünün öndeki üçte ikilik bölümü kesilir. Bunun nedeni tek seferde kesildiğinde ortaya çıkacak bazı yan etkilerden korunmaktır. Ameliyat sonrasında nöbetlerde değişiklik olmazsa ikinci bir ameliyatla tamamı kesilir. 
Korpus kallozotomi ameliyatından sonar düşme atakları, yaygın çekilmeler, generalize kasılmalar ortadan kalkmakla birlikte, değişik tipte yeni küçük nöbetler ortaya çıkabilir. Ancak bunlar da ilaçlarla kontrol edilebilir niteliktedir. 

Multipl subpial kesiler:
Bu ameliyat da nöbet yayılım yollarının kesilmesine yönelik bir ameliyattır. Bazen nöbetler beyinde konuşma, hareket gibi önemli fonksiyonlarımızın yer aldığı alanlardan başlar. Bu durumda sözkonusu bölgelerin çıkartılması olanaksızdır. ,
Bu durumda nöbetin başladığı ve yayıldığı gyruslarda 0.5 cm derinlikte ve 0.5 cm aralıklarla, özel bir aletle diklemesine kesiler yapılır. Bir tür dilimle tekniği uygulanan bu ameliyatta, kesiler diklemesine yapıldığı için beyin kabuğuna bilgi ileten ve ondan aldığı bilgileri organlarımıza taşıyan yolların fonksiyonlarında herhangibir bozukluk gelişmez. 
Bu ameliyatın yapılabilmesi için beyine mutlak surette daha önceden büyük elektrodlar yerleştirilip, ardından beyin haritalaması yapılması gereklidir. 

Vagus siniri stimülasyonu (VNS):
Son yıllarda geliştirilmiş bir yöntemdir. Küçük bir cep saati boyutunda bir uyarım jeneratörü ile boyundaki vagus siniri üzerine sarılan elektrodlardan yapılmıştır. Elektrodlar boyundaki vagus siniri üzerine sarılır. Jeneratör ise köprücük kemiğinin hemen altında ciltaltına yerleştirilir ve her ikisi ciltaltından geçirilen kablolarla birleştirilir. Ameliyat kalp pilinin yerleştirilmesine benzer. 
Jeneratöre dışarıdan kumanda edebilen bir bilgisayar aracılığıyla beyine gidecek uyarım şiddeti ve sıklığı ayarlanır. Belli aralıklarla jeneratör beyine vagus siniri aracılığıyla uyarılar gönderir. Ayrıca hastanın bileğine saat gibi takılabilen bir mıknatısla, hasta nöbetin geleceğini hissettiğinde elini göğsüne götürerek nöbeti engelleyecek uyarıları kendisi başlatabilir. 
Bu yöntemle nöbetlerin şiddeti ve sıklığının azaltılmasında başarılar elde edilmiştir. Jeneratör klasik olarak her beş dakikada bir 30 sn uyarı gönderecek biçimde programlanır. 
 
Şekil.10.  Elektrod ve elektrodla birlikte pilin yerleştirilmiş hali

Ameliyat tekniği basittir. Hastalar aynı gün taburcu edilebilir. En çok 1 gün hastanede yatırılır. En büyük yan etkisi jeneratörün beyine uyarı gönderdiği anda hasta konuşuyorsa, bu dönemde ortaya çıkan sesindeki çatallaşmadır. 

 

Email Telefon İletişim Formu Harita